Türkiye, Irak ve İran’ın bağımsızlık referandumu nedeniyle Barzani yönetimine yönelik sert yaptırımları birbirini izlerken ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un 29 Eylül günü Washington’da Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) gerçekleştirdiği “tek taraflı” referandumu tanımadıklarını vurgulaması, ayrıca açıklamasında yer alan “oylama ve sonuçları meşru değildir” (Cansu Çamlıbel, Washington, Hürriyet, 30 Eylül 2017) şeklindeki sözleri dikkat çekicidir. Ancak ABD yönetiminin bu açıklaması görüntüde olumlu olmakla beraber, ABD’nin Türkiye’ye yönelik Ortadoğu politikasında ileriye dönük köklü bir değişiklik yapması beklenmemelidir.

Ortadoğu’da “Büyük Kürdistan”ın kurulması ABD’nin vazgeçemeyeceği yüz yıllık bir projedir. Bu projenin önemli adımı Barzani yönetiminin Kuzey Irak’ta gerçekleştirdiği referandumdur. Bu proje İsrail’in güvenliği ile yakından ilgilidir. Barzani’nin ötedenberi İsrail ile yakın ilişkiler içinde olduğu unutulmamalıdır. Referandumu tüm ayrıntıları ile izleyen İsrail’in yayın organlarından Haaretz muhabiri David Patrikarakos’un Erbil’den aktardığı bilgilere göre (Aydınlık, 30 Eylül 2017) Barzani’nin seçim kurulu başkanlığını yürüten bir yetkilinin “Bizler ikinci İsrail’iz” şeklindeki açıklaması kimi gerçekleri yansıtması açısından dikkat çekicidir.

Türkiye çok zorlu bir süreçten geçiyor. Bağımsızlık referandumu sonrasında ortaya çıkan durum Türkiye’nin Irak ve İran ile daha yakın işbirliği yapmasını gerektirmektedir. İlerleyen zamanda Şam’ın da bu işbirliğine katılması kaçınılmaz olacaktır.