Sömürgeci güçlerin en iyi bildikleri ve tarih boyunca uyguladıkları yöntem, böl, parçala, yönet taktiğidir.

Bu yöntemle nice ülkelerin iç savaşlara sürüklendiğini, bölünüp parçalandığını, hatta yıkıldığını, yüz binlerce masum insanın öldürüldüğünü, evlerinin ocaklarının yakılıp yıkıldığını, işkence ve zulüm gördüğünü, evlerini barklarını, yurtlarını terk edip mülteci durumuna düşürüldüğünü hepimiz gördük, şahit olduk ve oluyoruz.

Günümüzde komşularımız Irak ve Suriye’nin başına gelenleri, bütün dünyayla birlikte ibretle izliyoruz.

Keza Libya, Yemen, Sudan vb gibi ülkelerin başına gelenleri de yediden yetmişe üzülerek her gün görüyor ve izliyoruz.

Bunlar sözünü ettiğimiz, işte bu sömürgeci, her şeyleri menfaat üzerine kurulu olan güçlerin, insanlık dışı taktiklerinin ve saldırılarının sonuçlarıdır.

Artık çok iyi bildiğimiz bu sömürgecilerin yöntem ve uygulamalarını, bugün bu emperyalist devlet yetkililerinin söz ve açıklamalarıyla itiraf eder hale geldiklerini de görüyoruz.    

Gayri insani bir taktik olan böl, parçala ve yönet yöntemiyle, hedef ülke halkları etnik, mezhebi, ekonomik, sosyal, kültürel vb farklılıklar kullanılarak birbirine düşürülüyor.

Bu uygulamaları da kurdukları ve yönettikleri dönemsel terör örgüleri vasıtasıyla yapıyorlar. EL KAİDE, DEAŞ, PKK/PYD gibi

Ardından çatışmalar başlatılıyor. Bir o gruptan, bir diğer gruptan insanlar öldürülerek, iş kan davasına dönüştürülüyor. Karşılıklı suikastlar, katliamlar yapılıyor veya yaptırılıyor.

Peşinden iç savaşlar çıkarılıyor. Sonra aynı ülkeler, teröre karşı kurtarıcı ve demokrasi getirme rolüne bürünerek, hedefe koydukları ülkeler işgal ediliyor, üsler kuruluyor, istedikleri insanları yönetime getirerek, iliklerine kadar sömürüyorlar. Bu sömürgeci ülkeler, başta İngiltere olmak üzere, bütün batılı ülkeler, Rusya ve ABD oldukça tecrübeli ve şaibelidirler.

Bütün bu anlattıklarımıza açık örnek olarak yakın zamanda ABD savunma bakanı Jim Mattis’in, Türkiye savunma bakanı Sayın Nurettin Canikli’ye yaptığı ilginç teklifte de görüldü.

Ne demiş Mattis, “PKK ile YPG’yi ayrıştırıp savaştıralım.” Aslında bu teklif Türkiye’nin işine yarayacak çok önemli bir tekliftir.

Bu teklif ayrıca ABD’nin, ben bunu siz dâhil, bütün dünyada böyle uyguluyorum, işimi böyle yapıyorum demenin itirafıdır. Bu durum günümüzde artık Türk halkının bilgisi dâhilindedir.

Ancak ABD’nin amacı, bu teklifle PKK/PYD/YPG terör örgütünü ya da örgütlerini yok etmek değil,  Türkiye’yi oyalamak ve güneyimizde oluşturmaya çalıştığı yapay ve korsan devlete zaman kazandırmak amacı gütmektedir. Yoksa elbette terör örgütlerini birbirine düşürmek ve “it’i it’e kırdırmak” bakımından önemlidir.

Fakat ABD’nin bu zamana kadar verdiği sözlerin arkasında durmadığı gibi, tam aksine Türkiye aleyhine eylemlerde bulunduğu da kimsenin meçhulü değildir.

Teröre verdiği destekle, dünyanın süper gücünün düştüğü hazin duruma bakın. Kocaman ABD, terör örgütleriyle işbirliği ve ittifak yapıyor. Terörü ve teröristleri destekliyor. Hem de müttefikim ve dostum dediği Türkiye’ye karşı.

Hatta ve hatta teröristlerden oluşan otuz bin kişilik ordu kurmaktan bahsediyor utanmadan.

Bu durum gösteriyor ki, ABD’nin artık dünya liderliğinden inişe doğru sürüklendiğini, sonun başlangıcına girdiğini gösteriyor.

Devletlerle değil, terör örgütleriyle iş tutmaya başladıysa bir ülke, o ülkenin ne güvenirliği söz konusu olur, ne dostluğuna güvenilir, ne de sözlerine. Eee her çıkışın bir inişi vardır.

Gel de şimdi ABD savunma bakanı Mattis’in Türkiye’nin lehine gibi görünen bu teklifine inan.

Emperyalist ve sömürgeci güçlerin uzun zamandır Türkiye üzerinde uygulamaya çalışıp da başaramadıkları tamda buna benzer emperyalist emel ve yöntemlerdir.

Bilindiği üzere 1970’li yıllarda sağcı solcu, faşist komünist diye Türk gençliğini bölüp birbiriyle vuruşturdular. Bizimde üniversitede okuduğumuz yıllara denk gelen bu dönemde, beş bin Türk genci hayatının baharında yaşamını kaybetti. Böylece Türkiye de geleceğin mimarları olacak genç beyinlerden maalesef mahrum bırakıldı.

Sağcı solcu çatışmalarından istedikleri sonucu alamayan emperyalist güçler, bu defa Türk Kürt, Sünni alevi, ilerici gerici vb diye ayrıştırmaya, bölüp parçalamaya çalıştılar. Bu arada Türkiye’yi İran’la ve diğer komşularıyla savaşmaya zorladılar. Ama terör örgütlerini kurup kullanma dışında, hiçbirisini doğru dürüst başaramadılar.

İnşallah bundan sonra da  hiçbir zaman başaramayacaklardır.