Ortadoğu’da ve sınırlarımızda büyük bir oyun oynanırken ABD’nin ve Batı’nın kurduğu “güç sistemi” içinde yer alan ve NATO üyesi olan Türkiye çok tehlikeli bir süreçten geçiyor.

Oynanan büyük oyunda ABD, kendi ulusal çıkarlarına hizmet edecek yeni bir müttefik arayışı içindedir. Yeni müttefik arayışında Kürtler ön planda görünmektedir.

ABD’nin uzun zamandan beri PKK’nın Suriye bağlantısı olan PYD/YPG’ye sahip çıkması, bu terör örgütüne “müttefik” gözüyle bakması Türk-ABD ilişkilerinin geleceği açısından yaşamsal önemdedir.

Anadolu Ajansı’ndan kaynaklı haberlere göre ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) terör örgütü IŞİD’le mücadele gerekçesiyle PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD’ye verdiği silahların Suriye’nin kuzeyinde 13 ana depoda saklanması, bölgede 2 bin dolayında ABD askerinin aktif işbirliği içinde görünmesi, depolanan silahlar arasında gelişmiş roketatarlar ve füzelerin bulunması ülkemizin güvenliğini ilgilendiren önemli gelişmelerdir. (Hürriyet, 2 Aralık 2017)

Yönetimin tüm açıklamalarına karşın ABD’nin PYD/YPG ile sürdürdüğü işbirliğinin geçici değil, kalıcı olduğu fark edilmektedir. Örneğin ABD Savunma Bakanı Mattis’in “YPG’yi polis gücü olarak destekleyeceğiz” (Sözcü, 3 Aralık 2017) şeklindeki açıklaması da dikkat çekicidir.

Ancak asıl dikkat çekici olan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani ile yardımcısı Kubat Talabani’nin Aralık ayının ilk günlerinde Fransa Cumhurbaşkanı Macron tarafından Elysee Sarayı’nda kabul edilmeleridir.

ABD ve Batı’nın Kürt sorununa ilişkin bakış açısı değişmemiştir. Ortadoğu’da yeni haritaların çizilmekte olduğu bu duyarlı dönemde çok dikkatli hareket etmek zorundayız.