30 Mart 2017 Perşembe günü bir günlük resmi bir ziyaret için Ankara’ya gelen ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un çantasında önemli konuların olduğunu söylemek zorundayız. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile 2 saat 10 dakika, Başbakan Yıldırım ile 40 dakika, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile 2 saat görüşmesi bu ziyaretin her iki ülke için de büyük önem taşıdığını göstermektedir. ABD’nin hala PYD/YPG’ye “müttefik” gözüyle bakması, Rakka operasyonu için bu terör örgütüyle işbirliği yapacağını açıklaması gündemin en önemli maddeleri arasında yer almaktadır.

Tillerson ile yapılan görüşmelerde PYD/YPG konusunun önemli bir yer tuttuğu anlaşılmaktadır. 30 Mart günü Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile düzenlenen basın toplantısında Çavuşoğlu’nun üç kez Türkiye’nin PYD konusundaki hassasiyetini ve PKK ile olan benzerliğini hatırlatmasına karşın ABD yönetiminin bu örgütle işbirliği yapmayacağına ilişkin taahhütte bulunmaktan kaçınması, bu konuda Tillerson’un PYD için herhangi bir söz vermemesi çok anlamlıdır. Tillerson’un sadece “Türkiye ve ABD’nin IŞİD’le mücadelede ortaklığa devam edeceğini” söylemekle yetinmesi inandırıcı olmaktan uzak bir açıklamadır. Tillerson’un kaçamak yanıtlar vermesi görüşmelere IŞİD’le mücadele özel temsilcisi Brett Mc Gurk’un da katılması dikkat çekicidir. NATO müttefiki, IŞİD karşıtı koalisyonda ve diğer alanlarda “stratejik ortak” olarak tanımladığımız ABD ile gerek Suriye ve gerek PYD/YPG konusunda ulusal çıkarlarımız ne yazık ki örtüşmemektedir. Türkiye için yaşamsal önemdeki ulusal çıkarlarımızı düşünerek ABD’ye tek taraflı bağımlılığın Türkiye’ye yarar sağlamadığını Türk-ABD ilişkilerinde zorlu bir dönem yaşandığını söylemek zorundayız.