ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Antony Blinken Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin 31. oturumu sonrasında düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin ABD’nin en yakın müttefiklerinden biri olduğunu, ülkemizle yakın bir işbirliği içinde temaslarını sürdürdüklerini yineledikten sonra PYD konusuna değinmiş PYD’yi PKK’yı desteklemeye yönelik bir adım atmaması konusunda uyardıklarını vurgulamıştır. Blinken’in basın toplantısında söyledikleri özetle şöyledir:

“Türkiye, Suriye krizinin çözümünde çok önemli bir rol oynuyor. Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde PYD’de dahil bazı Kürt gruplara yönelik endişelerini dile getirdi. Bu grup IŞİD ile mücadelede çok etkili oldu ki bu bizim hedefimiz ama PYD’ye, PKK’yı desteklemeye ya da diğer muhalif gruplarla çatışmaya yönelik atacağı adımların büyük sorun yaratacağını çok net bir şekilde söyledik.” (Cumhuriyet, 3 Mart 2016)

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Blinken, PYD’den sorumlu davranmasını ve IŞİD ile mücadeleye odaklanmasına yönelik sözleriyle Türkiye’nin gönlünü almaya çalışmıştır. Sözde uyarı anlamına gelebilecek bu sözlere karşın ABD’nin PYD ile işbirliğini sürdürmesinden vazgeçmesi beklenmemelidir.

“PYD’ye ve YPG’ye (PYD’nin askeri kanadı) güveniyoruz, desteğimiz sürecek” şeklinde açıklamalar yapan ABD’nin IŞİD’e karşı savaşan YPG’yi müttefiki olarak gördüğünü söylemek zorundayız, Blinken’in “Türkiye’nin ABD’nin en yakın müttefiki” olduğunu yinelemesi ne acıdır ki gerçekleri yansıtmamaktadır. Unutulmamalıdır ki ABD Dışişleri Bakan yardımcısı Blinken’in Şubat ayının ilk günlerinde PYD Eş Başkanı Salih Müslim ile telefonla birkaç kez görüşmesi, Obama’nın özel temsilcisi Büyükelçi Brett Mc Gurk’un PYD yetkilileriyle Suriye’de sürdürdüğü yakın temaslar ABD’nin PYD’den kolay kolay vazgeçmeyeceğini göstermektedir. Tüm bu gelişmelerden sonra ABD’nin İsrail Büyükelçisi Ron Dermer’in “Kürtlerin özgürlüklerini destekliyoruz.” (Hürriyet, 4 Mart 2016) şeklindeki açıklaması ABD’nin gerçek tutumunu yansıtması yönünden dikkat çekicidir.

Ortadoğu satrancında “müttefik” olarak tanımladığımız ABD ile sürdürdüğümüz ilişkilerde ulusal çıkarlarımızı da gözeterek çok dikkatli hareket etmek zorundayız.