ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’un ABD Başkanı Donald Trump’ın PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD/YPG’ye silah verilmesi talimatını imzalaması Türk-ABD ilişkilerinin geleceği açısından önemsenmesi gereken bir gelişmedir.

ABD Başkanı Trump’ın 9 Mayıs günü onayladığı bu karardan hemen sonra Beyaz Saray sözcüsü Sean Spicer’in “Güvenlik riskleri konusunda Türkiye’ye güvence veriyoruz” şeklindeki açıklamasının inandırıcı olmadığını, gerçekleri yansıtmadığını söylemek zorundayız.

Türk-ABD ilişkilerinde zorlu bir dönem devam ederken sınırlarımızda da dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. Kürtçe yayın yapan haber sitelerine göre 25 kamyon dolusu silah ve mühimmatın YPG’ye gönderilmesi, ardından 6 adet 15 mm’lik Howitzer gibi son derece gelişmiş topların aynı unsurlara teslim edilmesi gelişmelerin önemini arttırmaktadır. (Sözcü, 12 Mayıs 2017)

Tüm bu gelişmeler olurken ABD Savunma Bakanı James Mattis’in 11 Mayıs 2017 günü Londra’da “PKK’ya silah vermedik, vermeyeceğiz”, ardından Mattis’in sözcüsünün “Mattis, ABD’nin NATO müttefiki Türkiye’yi korumaktaki kararlılığını tekrarladı” şeklindeki açıklamalar da ne yazık ki gerçekleri yansıtmamaktadır. Askeri sözcü Albay John Dorrian ise ABD’nin YPG’ye vereceği silahlar içinde mühimmat ve ağır makineli tüfeklerin yanında havan topu ve tanksavarların da bulunduğunu söyledikten sonra “IŞİD’le mücadele bittikten sonra silahların geri alınmayacağını” açıklamıştır. (Sözcü, 12 Mayıs 25017)

ABD’nin YPG ile yakın dostluk ilişkileri yeni değildir. 2009 yılında başlayan dostluk ilişkileri aralıksız bugüne kadar ve tam bir dayanışma içinde devam etmektedir.

Şubat 2015 yılında ABD tarafından açıklanana Milli Güvenlik Strateji Belgesi’nde Suriye’de yerel unsurlarla işbirliği yapılmasının öngörülmesi ABD ile YPG arasındaki ilişkilerin önemini arttırmaktadır.

ABD bölgedeki enerji kaynaklarını kontrol ederek egemenliğini korurken PYD ve YPG gibi yerel unsurlardan kendi çıkarları doğrultusunda yararlanmak için çaba harcamaya devam edecektir.