POLİTİKA

KORONA ÖNCESİ VE KORONA SONRASINDA TÜRK EKONOMİSİ

KORONA ÖNCESİ VE KORONA SONRASINDA TÜRK EKONOMİSİ
Düşünen Adam
Düşünen Adam( dusunenadam@politikam.com )
521 defa
30 Mart 2020 - 0:32

DÜŞÜNEN ADAM

 

Corona Öncesi ve Corona Sonrasında Türk Ekonomisi

On beş yıldır;

  • Körfez ülkelerindeki Arap krallıklarının, emirliklerinin kalkınmışlık göstergesi! geniş otoyolların,köprülerin benzerlerinin “geçiş/kullanım” garantili finansman modelleri ile yaptırılarak Türkiye’nin kalkınmasının simgeleri olarak tanıtılması,
  • doğa ve şehircilik anlayışına ters, rant ekonomisi oluşturmaya yönelik on binlerce konut, iş yeri, AVM inşaatları ile yürütülmek istenen ekonomi,
  • tehdit ve baskı ile yok edilen çalışanların örgütlenme özgürlükleri, yazılı (muhalif) basına yönelik baskı ve yaptırımlar,
  • serbest piyasa ekonomisi adı altında kaynak israfı ve sömürü düzenini “meşrulaştıran” kabul edilemez ekonomi anlayışı,
  • özelleştirme peşkeşleri, ihanetleri ile tarihten silinen, ekonomiden dışlanan kamu iktisadi kurumları, yaratılan milyarderler,
  • devletin sosyal güvenlik sisteminde yapılan değişikliklerle çalışan kesimin -özel finans kuruluşlarına büyük potansiyelli pazar açan- bireysel emeklilik sistemine terk edilişi,
  • dış kaynaklı sıcak para temini yolu ile sürdürülmek istenen, plansız ekonomi anlayışının neden olduğu orantısız ve kronik ödemeler dengesi açıkları,
  • gelir dağılımındaki eşitsizliğin ve yaygınlaşan yoksulluğun önüne geçecek maliye ve ekonomi politikaları yerine, ekonominin çarklarının dönebilmesi adına devreye sokulan bireysel ihtiyaç kredileri, aldıkları kredi borçlarını ödeyemeyenler için getirilen yapılandırma modelleri ile“yoksulluk yok” algısı yaratmaya yönelik ekonomi stratejileri,
  • insanların kendi gelirleri ile alamadıkları temel ihtiyaç maddelerini kapı kapı dağıtarak yaratılmak istenen “ sosyal devlet” algısı,
  • gösterişli, yüksek maliyetli, toplumun yarısını dışlayan, görmezden gelen devlet yönetimi anlayışı…
  • çağdaş devletin güçlü ve ayakta kalabilmesinin en önemli unsurları; yargı, üniversite ve ordunun çeşitli entrika ve siyasi düzenlemelerle, oyunlarla, küçük düşürücü söylem ve eylemlerle çökertilişi,
  • dış politikadaki git geller, artarak büyüyen sorunlar, yalnızlıklar,
  • ulusal gelirden büyük paylar ayırılarak yürütülen, amacı anlamsız, sonu belirsiz sosyal ve ekonomik maliyeti yüksek mülteci politikaları,
  • yapay solunumla yaşatılmaya çalışılan ekonominin kaçınılmaz sonucu enflâsyon içinde durgunluk(stagflasyon) içine düşen, son salgınla da çöken bir ekonomi…
  • tüm bunlarla ilgilenmeyen, olan biteni sorgulamadan alkışlayan geniş toplum kesimleri, olaylar karşısında sessiz kalan üniversite kadrolarını dolduran bilim adamları! akademisyenler,
  • toplumu aydınlatma görevi yerine patronlarının çıkarlarına zarar gelmemesi için “evet efendim” gazeteciliği yapan satılmış, kişiliksiz,“aydın” geçinen diplomalı iki ayaklılar, yaratıklar,
  • salgının yaygınlaşmasıyla açıklanan ekonomik paketten çıkan, vergi, kredi borçlarının ertelenmesi, az peşinatlı konut satışı, ‘tatil planı’ yapanlar için konaklama vergisinin bir yıl ertelenmesi müjdeleri!

Önce makro ekonomik durgunluk ardından da salgın nedeniyle işlerini kaybedenler, işlerini yürütemez hale gelenler üç aylık borç erteleme sonunda işlerine geri mi dönebilecekler? Üç ay içinde daha da artacak yoksulluk nedeniyle ekonomideki makro talep yetersizliği büyüyecek, kapasite kullanımı gerileyecek, üretim düşecek maliyetler artacak, fiyatlargenel seviyesi daha da yükselişe geçecektir.

Sözün kısası, paketin hiç kimseye faydası olamaz. Bir kez daha toplumu afyonlamaya yönelik, akıntıya kürek çekmekten farksız bir-sözüm ona- “çözüm”!

***

Salgından Alınacak Dersler ve Yapılması Gerekenler

Bu salgın;

  • sağlık, eğitim, devlet, ekonomi yönetimi alanlarındaki egemen anlayışların, ciddiyetsizlik ve sorumsuzlukların radikal önlem ve toplumsal faydayı bireysel faydanın önüne koyan reformlarla ortadan kaldırılması,
  • her alanda Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi ve bilimsel gerçeklerle örtüşen, devletçiliği ve gerçek sosyal devleti öne çıkaran bir döneme geçilmesi gerektiğini hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ortaya koymuştur. Bir “ HALK DEVRİMİ” gereklidir, şarttır.

Sağlıkta, eğitimde, ekonomide, bir çok alanda özel sektöre bel bağlayan, rant sağlayan, ekonomide kaynak israfına yol açan, topluma yarar sağlamayan gösteriş amaçlı irrasyonel yatırımlarla kalkınma türküleri söylemenin iflâs etmiş bir yöntem olduğu belli olmuştur. Bundan böyle sağlıkta, eğitimde, ekonomide fanteziler olmamalıdır. Toplumda ve ekonomide niteliksiz büyüme anlamına gelen “kalkınma” yerine nitelikli büyüme; her  alanda nitelikli değişim ve ilerleme anlayışını simgeleyen “gelişme” temel hedef olmalıdır.

Toplum “afyonlanmak” yerine lâiklik ve bilimsel düşünceyi esas alan anlayışla eğitilerek uyandırılmalıdır. Ülkenin nüfus politikası dini referanslarla değil, sosyolojik ve ekonomik bilimsel yaklaşımlarla belirlenmelidir. Yaşadığımız ekonomik sıkıntıların, sağlık sorunlarının en önemli nedenlerinden biri yüksek nüfusumuzdeğil midir?

Köklü çözümler, radikal fikirler ve devrimlerle gerçekleştirilebilir. Temel anlayış; “bireyin bireye ihtiyaç duymayacağı, merhametine, hayırseverliğine, sadakasına muhtaç olmayacağı bir kamu düzeni” olmalıdır.

Yapılması gerekenler:

  1. Sağlık, eğitim sektöründe faaliyet gösteren özel tesis ve kurumlar kamunun yönetimine alınmalıdır.
  2. 1962 yılında kurulan, daha sonra “bize plân değil, pilâv lâzım” tarzı basit popülist söylemlerle yozlaştırılan, sonunda kapatılan Devlet Plânlama Teşkilatı yeniden kurulmalı ekonomide merkezi plânlama dönemi başlatılmalıdır.
  3. Ekonomideki stratejik sektörlerin(başta enerji, ulaşım, haberleşme, askeri malzeme üretim ve tedariki…)kapsamlı bir değerlendirilmesi yapılarak öncelikler belirlenmeli ve “devletin bu işleri yapmasına gerek yoktur, bunlar devletin “asli görevlerini” (nelerse) yerine getirmesini engellemektedir” zırvaları terk edilerek bugüne kadar özelleştirilen tüm sektörlerin kamulaştırılması sağlanmalıdır.
  4. Buralarda ve kamunun öncelik edeceği yeni yatırımlarda firma kârlılığı değil, işgücü istihdamını arttıracak emek yoğun projeler geliştirilmelidir. Hedef, çalışabilecek insanları üretime dahil ederek kendi ayakları üzerinde durabilecek gelire kavuşturarak toplam yurt içi talebi canlandırmak olmalıdır.(Türkiye’de işsizlik rekora koşarken yurt dışına fabrika kuran “yerli ve milli” sermayeler bir açıklansa da gerçekler ortaya çıksa)!!
  5. Buralarda uygulanacak ücret politikaları;

-eşit işe eşit ücret ilkesini,

– en düşük ücretin temel ihtiyaçları karşılayacak düzeyde olmasını,

– en alt ve üzerindeki ücret skalaları arasındaki farkın daraltılmasını,

Benimseyen bir anlayışla oluşturulmalıdır.

 

  1. Böylece, “azami kârlılık” vahşeti yerine “bölüşümde eşitlik” ilkesi öne çıkarılmış olacaktır.
  2. Bu politika ve uygulamalarla birlikte satın alma gücü artan bireylerin yaratacakları efektif talep artışı ekonomiye ivme kazandıracaktır.
  3. Tüm kamu harcamaları toplumsal gereklilik ve fayda kriterleri esas alınarak planlanmalı ve yapılmalıdır. Kamuda israf önlenmelidir. Otoyollar, köprüler, saraylar, lüks ofisler gibi sadece sınırlı sayıda kullanıcıya itibar/ fayda sağlayan, toplumun büyük kesimine mali yük getiren yatırımlar, harcamalar unutulmalıdır.
  4. Yatırım stratejisi, “maksimum kârlılık” değil, “maksimum istihdam” olmalıdır. Liberal ekonomiyi savunanlar bunun kaynak israfı olduğunu söylerken insan emeğinin de kaynak olduğunu görmezden gelenlerdir!

***

Bunları yapabilecek kararlı, bilgili, siyasi güç ortaya çıkabilecek midir?

Böyle bir siyasi irade ortaya konsa, topluma anlatılsa sandıkta karşılığını bulabilir mi?

Günümüz Türk Toplumunun düşünce-analiz-sentez potansiyeli böyle bir iradeyi sandıktan çıkaracak güç ve sayıda mıdır?

Aksi halde faşist politikalar, yönetim biçimleri güçlenerek sürecek, sorunlar büyüyecek, daha karmaşık hale gelecektir.

Özel eğitim kurumları, sağlık kuruluşları tükenme noktasındalar!

“Tarih tekerrürden ibarettir” sözünü Karl Marx ne güzel yorumlamış, tamamlamış: “Tarih tekerrürden ibarettir. Birincisi trajedi, ikincisi komedidir”.

 

 

 

 

 

 

EN ÇOK KAZANANLAR
    EN ÇOK KAYBEDENLER
      EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER
        BUGÜN 1000TL NE OLDU?
        • -

          BORSA

        • -

          DOLAR

        • -

          EURO

        • -

          ALTIN

        KUR ÇEVİRİCİ

        Para Birimi

        Çevrilecek Para Birimini Seçin

        Tüm hakları saklıdır. Haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları politikam.com’a aittir. politikam.com İHA / İHLAS HABER AJANSI üyesidir.

        suadiye evden eve nakliyat
        kartal evden eve nakliyat