POLİTİKA

KAZANMAK KOLAY, VERMEK ZOR…

KAZANMAK KOLAY, VERMEK ZOR…
AHMET SERT
AHMET SERT( ahmetsert@gmail.com )
3.436
22 Temmuz 2020 - 0:40

Yazımın başlığına vesile olan gelişme Ermişler Ailesinin depreme dayanıksız olması nedeniyle yıkılan Cumhuriyet Anadolu Lisesi arsasında yapacağı yeni okulun temel atma töreni oldu.

Cumhuriyet Anadolu Lisesi şehrimizin köklü okullarından… Yıllar boyunca çok sayıda öğrencinin, öğretmenin, velinin hayatında yer etmiş, iyi kötü anılarında yer almış köklü bir okul. Bendenizin de okulun ortaokul kısmı varken, ortaokuldaki üç yılını geçirmesi açısından şahsım adına önemli…

Ermişler Ailesi 70 yıldır şehrin ekonomik ve sosyal hayatına önemli işler üreten, yaptığı hayır işleriyle şehrimize değer katan hayırsever ailelerden. Özellikle bu en son yaptıkları okul yatırımı eğitim alanında olması nedeniyle çok daha anlamlı.

Ayrıca; bu okul yatırımı, şehrimizin sosyo-kültürel açıdan nispeten biraz daha geride kalmış bir bölgesi olan Gündoğan Mahallesine büyük değer katacak ve seviyesini daha da yukarıya taşıyacaktır. Yine Ermişler Ailesinin okulun ismine kendi aile soyadını verirken Cumhuriyet ismini de koruyarak beraberce kullanmaları takdire şayan bir davranış.

Günümüzde ekonomik faaliyetlerin giderek artan seyri son yıllarda ülkemizde ve şehrimizde çok sayıda zengin ailenin türemesine neden oldu. Ülkemizde adı çok duyulan, bilinen adeta ülkemizin ekonomik seviyesiyle karşılaştırılan o zengin aileler algı olarak bu durumunu sürdürse de gerçekte onları geçen çok sayıda zengin ailenin, şahsın ekonomik hayatımıza girdiği bir vakıa.

Şehrimizde de durum aynı paralellikte. Zenginlik algısı olarak yine birkaç ailenin adı öne çıkmaktaysa da adı sanı duyulmamış çok sayıda aile ve şahsın bu ailelerle yarışacak bir duruma geldiğini söylemek pek de yanlış olmayacaktır.

Ancak bu zenginliği, varlığı içselleştirmek; şehrin, toplumun, insanlığın faydasına işlerde kullanmak, harcamak da her babayiğitin harcı değil. Para kazanmanın kolay olduğunu iddia edecek değilim; ancak kazanmanın yanında harcamanın, bir amaç uğrunda kullanmanın, vermenin daha da zor olduğuna inandığım için aralarında bir kıyas yaparak “zor” olduğunu belirtme ihtiyacı duydum.

Hayırseverlik alanında kendini kanıtlamış, adını ülke çapında duyurmuş şehirlerimiz var. Mesela Kayseri… Bu konuda vereceğim şu örnek olayın anlaşılması açısından çok yararlı olacaktır kanaatimce… Geçtiğimiz yıllarda şehre bir üniversite yatırımı yapılırken, şehrin hayırsever ailelerinin “Bize yapacağımız fakültenin ismini söyleyin yeter.” deyip ona yakın fakültenin yapımını üstlenerek kampüsün oluşumunu büyük oranda tamamladıklarına şahit olduk.

Bir de yaptıkları hayır yatırımlarıyla o şehre damgasını vuran ve o şehirle özdeşleşen hayırseverler var. Bu konuda da en muazzam örnek olarak önümüzde duran bir İzzet Baysal efsanesi var. O İzzet Baysal ki Bolu’nun girişine “Bolu bir İzzet Baysal şehridir.” Yazdıracak kadar şehri tarafından sevilmeyi başarmış, şehrin kalbine girmeyi başarmış bir figürdür. İzzet Baysal şehre öyle bir damgasını vurmuştur ki, öldüğünde bir yerel gazete bu olayı “Babayı gömdük.” Şeklinde haberleştirmiştir. Bolu’da 11 Mayıs ve sonrasındaki hafta rahmetliyi anma etkinlikleriyle geçmektedir. Yani burada kesmezsek, bu yazı sadece İzzet Baysal’ı anlatan bir yazı hüviyetine bürünebilir; o kadar şehri için önemli ve değerli bir şahsiyettir kendisi, Boluluların babasıdır.

Her şehirde bir İzzet Baysal olsa ülkenin çehresi değişirdi yani, o kadar…

Dolayısıyla şehrimiz özelinde de hayırseverlik ve hayırseverlerin yaptığı hayır işleri şehrimizin her alanda gelişimi için en önemli konulardan biridir.

Aslında şehrimizde İzzet Baysal kadar olmasa da yapacağı birkaç hayır işiyle şehrin hafızasında, hatıralarında yer bulacak, kendini bu anlamda ölümsüzleştirecek nice zengin ailelerimiz var, ama ne yazık ki bir türlü bu meselelerde gerekli demeyeyim ama yeterli adımları attıklarını şu an için söyleyemiyorum.

Örneğin bu ülkede üniversite kurma başvurusu yapsa ilk kabul edilecek insanlardan biri olan TEV(Türk Eğitim Vakfı)’nın sembol ismi Rona Yırcalı ve Yırcalı grubu bir vakıf üniversitesi kursa, şehrimizin içinde bulunduğu seviyeyi bir derece yukarıya çıkarmak mümkün olabilirdi. Ancak muhtemelen çok masraflı bir iş olması ve çok fazla kar eden bir ticari yönü olmaması nedeniyle tercih etmiyorlar.

Ama keşke en azından daha önce birçok defa ve yerde yaptığımız, ülkenin ilk cumhuriyet dönemi un fabrikası olan Muharrem Hasbi Un Fabrikasını bir “Sanayi Müzesi” olarak kurma önerimizi yerine getirmiş olabilselerdi.

Şehirler hayırseverleriyle de gelişir ve anılır.

Bu zamana kadar yapılmış ve bundan sonra yapılacak hayır işlerini, hayır eserlerini yapanlardan Allah razı olsun.

Şehrimizde hayırseverlerimizin ve yapacakları hayır işlerinin sayısının artmasıyla, şehrimizde sosyal, kültürel ve diğer alanlarda yapılacak hayır işlerinin şehrimiz insanına iyilikler, güzellikler getirmesi dileğiyle…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Tüm hakları saklıdır. Haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları politikam.com’a aittir. politikam.com İHA / İHLAS HABER AJANSI üyesidir.

hatay escorthatay escortiskenderun escortiskenderun escortiskenderun escorthatay escortiskenderun escorthatay escort

betboomeritroyalbet girişcasinomaxi girişcasinomaxi cratosslotbetebetvdcasinoCratosslot GirişSekabetPulibet Giriş