POLİTİKA

İKTİDARI HAK EDEN MUHALEFET, SAĞI HAK EDEN SOL

İKTİDARI HAK EDEN MUHALEFET, SAĞI HAK EDEN SOL
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR( guzidesurmelioglu@hotmail.com )
6.617
30 Ekim 2020 - 0:12

 

Siyasette sağ ve sol kavramların ortaya çıkışı, Fransız İhtilali zamanında farklı görüşteki siyasetçilerin Fransız parlamentosundaki oturuş düzenlerinden gelir.

Sahip oldukları ayrıcalıkları kaybetmek istemeyen, geçmiş rejimin devam etmesini savunan aristokratlar ve ruhban sınıfı parlamentoda başkanın(kralın) sağında otururken; eşitlik ve değişimi savunan burjuva sınıfı da solunda oturmuşlardır.

Ogün’ün solcu burjuvaları, aristokratların ve kilisenin parlamentodan çekilmesi ve de gerçekleşen sanayi devriminin bir sonucu olarak parlamentonun sağına geçerken; meclisin sol tarafına da emeği, işçi haklarını savunan temsilciler yerleşmişlerdir.

Sağ ideolojisi gereği her zaman özgürlüğe, değişime ve eşitliğe karşı olmuştur. Bu kavramlardan rahatsızdır ve doğal olarak bu tür taleplere şiddetle karşıdır. Kapitalizm ve Emperyalizm’in hayat bulduğu ve bulabileceği ideoloji budur.

Sol ise özgürlükten, değişimden ve eşitlikten yanadır. Bilimin öncülüğünde ilerici ve aydınlanmacıdır.

Bilim ve Din yüzyıllardır pek anlaşamaz. Tarih sayfalarında kilisenin birçok bilim insanını yakarak veya değişik şekillerde idam ederek öldürdükleri yer alır.

Bilimin öncülüğünü rehber edinen Sol ideolojinin, Din ve dindar ile bir sorunu yoktur. Düşünce ve inanç bir özgürlüktür.  Özgürlüğü savunan bir düşüncenin mücadelesinde inançlar yer almaz.

Sol’un sorunu dindarlarla değil dincilerledir.

Dinci, Dini sırf kendi çıkarları için kullanan kişi veya guruplardır.

Sağ kurulu düzeni savunur. Kurulu düzen Kapitalizme, Kapitalizm kurulu düzene dayanır. Yani tam bir işbirliği söz konusudur.

Uğur Mumcu’ya göre ayrıcalıklarla dolu kurulu düzende; sağ ideolojide din, kapitalizm’ingeniş halk kitleleri tarafından desteklenmesi için kullanılan bir propaganda konusu ve malzemesidir. Ayrıca Uğur Mumcu, sağ ideolojide insan hakları diye bir konun olmadığını iddia eder.

Sağ ve Sol kendi içerilerinde değişik bölüngülere ayrılır.

Sağ siyaset ekseninde merkezden dışa doğru sırasıyla Merkez Sağ, Liberalizm, Muhafazakârlık ve en nihayetinde Faşizm olarak derecelendirilir.

Sol ise merkezden dışa doğru Merkez Sol, Sosyal Demokrasi, Komünizm(Sosyalizm) ve en nihayetinde Anarşizm olarak sıralanır.

Merkez Sağ ve Merkez Sol arasındaki fark soğan zarı kadardır. Özgürlüklerden yanadır. Her ikisi de sermaye sınıfın ekonomik gücünü destekler. Böylece halkında ekonomik gücünün yükseleceğini ön görür.

Merkez Sağdan ideolojik olarak biraz daha sağa doğru ilerlersek Liberalizm ile karşılaşırız. Liberalizm özgürlükleri savunur özgürlüklerle bir sorunu yoktur. Özgürlükler içerisinde Mülk Edinme Özgürlüğüdevardır. Liberalizm fakirlerin zengin olmasında sakınca görmese de sermaye sınıfının emeği sömürmesinde de bir sakınca görmez. Emeğin sömürüldüğü düzende fakirlerin zengin olması da çok mümkün değildir. Aşırı zenginliğin ve edinilen mülkün ana kaynağı ucuz iş gücüdür. Liberalizm’deesas olan ne pahasına olursa olsun ekonomik özgürlüktür.

Liberalizm ’den uzaklaşıp biraz daha sağa kayarsanız artık Muhafazakârsınızdır. Bu sistemin sahipleri sermaye sınıfıdır. Çoğunlukla sistemi sermaye sınıfı yönetir. Bunda bir sakınca görülmez, normal karşılanır hatta doğruluğu savunulur. Fakirin zengin olmasında bu sistemde de sakınca görülmez ama neredeyse imkânsızdır. Zira esas olan zenginin daha zengin olmasıdır. Eşitlik, Adalet ve Özgürlük varlıklarını devam ettirmekte en büyük tehdittir. Bu tehditti bertaraf etmek için toplumun kalıplaşmış değerlerinin değişmeksizin devamını savunmak zorundadırlar. Din üzerinden siyaset yapmalarının da sebebi budur.

Faşizm, Muhafazakârların ektiği tohumdan yetişen bir sistemdir. Savunulan değerler sorgulanırsa eninde sonunda değişim kaçınılmazdır. Muhafazakâr değerlerinin sorgulanmasına açık değildir, sorgulanmasını istemez ve değerlerinin peşinden gider. Faşizm, siyasetin Sağ yelpazesinde artık en uç noktadır. Lider ne derse odur, her türlü baskıyla toplumun onun her dediğini sorgulamadan uygulaması istenir ve sorgulayanlara karşı acımasızca yaklaşılır. Lider varlığını sürdürmek ve amaçlarını gerçekleştirmek için her şeyi her yolla gerçekleştirir. Din, dil, ırk, yaşama biçimi, yaratılan iç ve dış düşmanlar; Liderin varlığını sürdürmesi için kullandığı en güçlü argümanlardır. Yaratılan korku imparatorluğunda koşulsuz biat esastır. Faşizmi yaratan Muhafazakârlar ise Lidere biat ettiği sürece varlıklarını sürdürebilir.

Siyaset ekseninin Sol’una bakacak olursak Merkez Solun daha solunda Sosyal Demokrasi yer alır.

Sosyal Demokrasi, Liberalizm gibi özgürlükleri savunur. Liberalizm ’den farkı özgürlükleri eşitlik temelinde savunmasıdır. Sosyal Sınıfların olmadığı, her yurttaşın eşit haklara sahip olduğu, emeğin sömürülmediği, Laik, demokratik ve Sosyal Hukuk Devletinin hayata geçtiği düzeni savunur ve mücadelesi bu yöndedir. Sosyal Demokrat partiler bir düzen partisidir ve parti üyelerine sorarsanız büyük bir çoğunluğu kapitalizme şiddetle karşı çıktıklarını ifade eder. Oysa Sosyal Demokrasi Kapitalizme karşı değildir. Doğru ifade “Sosyal Demokrasi Kapitalizmin yarattığı eşitsizlik ve adaletsizlikleri ortadan kaldırmak için mücadele veren ideolojidir”. Zira bu düşüncede Emek En Yüce Değerdir. Ayrıca Sosyal Demokrat ‘bireyin özgürlüğünü’ savunur. Bireyin Özgür olmadığı her türlü oluşuma karşıdır.

Sosyal Demokrasinin daha solunda ise Komünizm (Sosyalizm) yer alır. Her ne kadar Komünizm ’den sonra parantez içerisinde Sosyalizmi yazsam da ikisi arasında farklılıklardan da bahsedilebilir. “Sosyalizm, Komünizme geçmek için bir araç veya ara duraktır” ifadesi eksikte olsa yanlış bir ifade değildir. Bu düşünce sisteminde zengin fakir ayrımını ortadan kaldırmak amaçlanır. Özel Mülkiyet özgürlüğü yoktur. Üretim araçlarının gerçek sahibi üretim emekçileridir yani işçilerdir. İşçilerin egemenliğinde sınıfsız ve sınırsız bir dünya yaratılması nihai hedeftir. Yani vatan kavramı yoktur. Günümüzde bu düşünce sistemi henüz hayata geçmemiş ve yakın zamanda da hayata geçmesi mümkün gözükmeyen bir ütopyadır.

Anarşizm ise sol yelpazenin en uç noktasıdır. Sınırsız özgürlüğü savunur. Her türlü kural ve otoriteye karşıdır. Silahlı mücadeleden yana olanlar ve olmayanlar olarak kendi aralarında görüş ayrılıkları vardır.

***

Geçtiğimiz günlerde bir yazı okumuştum. Yazıda Fransa’da anti-kapitalist protestolarda bir protestocunun açtığı pankarttan bahsediliyordu.

Açılan pankartın Türkçe karşılığı ise;

“Sağları hak eden bir solumuz var…”

Yazıyı kaleme alan gazeteci çıkan bu anlamdan esinlenerek yazısının başlığını;

“Bu İktidarı Hak Eden Bir Muhalefetimiz var…” şeklinde atmış.

Açılan pankart ve yazı başlığındaki ifadelerin her ikisi de günümüz Türkiye’si ile örtüşen ifadeler, sanırım en doğrusu;

“BU İKTİDARI HAK EDEN BİR MUHALEFET VE BU SAĞ’I HAK EDEN BİR SOL’UMUZ VAR…” şeklinde bir yazı başlığı en hakkaniyetli ve en doğru bir ifade olsa gerek.

Siyaset ekseninde Sağ ve Sol’un derecelerini yukarıda özetlemeye çalıştım.

İktidarın sağın neresinde yer aldığı ayan beyan ortada.

Millet İttifakı ise kendini Merkez Sağla ifade eden partilerden ve kendini Sosyal Demokrat olarak ifade eden CHP’den oluşuyor.

Sadece GİDİYORLAR üzerinden muhalefet anlayışı ile başarı beklemek;

Tavuğa nutella yedirip, kinder sürpriz yumurtlamasını beklemek gibi bir şey olsa gerek…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Aralık 2020
PSÇPCCP
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930 

Gazetemiz İHA abonesidir. Kaynağı haber ajansı olan haberlerimiz dışındaki haber gazetemiz özel haberlerdir ve yayın hakları bize aittir. İzin almadan kullanmayınız. Köşe yazarlarının yazıları yazarlara aittir.