POLİTİKA

HER ŞEYDEN BİRAZ BİRAZ

HER ŞEYDEN BİRAZ BİRAZ
AHMET SERT
AHMET SERT( ahmetsert@gmail.com )
486 defa
11 Eylül 2019 - 9:51

İnsanlar ve mensup oldukları milletlerin davranışları konusunda; kendimce inandığım ve her zaman dile getirdiğim bir husus var.

Nasıl insanlar dünyadaki insan adedince, kendisine has özellikler taşır, birbirinden farklıdır. Milletler de; kendilerine özgü vasıflar taşır; kimisi asker, kimisi sanatçı, kimisi tüccar millet vb. sıfatlarla sınıflandırılırlar. Haliyle biz asker milletiz.

Ancak; daha çok duygularımızla hareket edip, işin mantık ve sistem boyutu üzerinde fazla kafa yormadığımız için, potansiyelimize oranla daha düşük bir görüntü içinde, şu anki durumumuzu yaşıyoruz.

Yıllar önce bir televizyon programında duyduğum bir cümle hala aklımdan çıkmıyor. Konuklardan biri, üç yıl kaldığı Almanya’da, bu fırsatı ele geçirmişken, ülkemizde yıllardır duyduğu Alman disiplinini Alman vatandaşlarını izleyerek anlamak istediğinden bahsediyordu ve şunu diyordu:

“Almanlar Türklerden çok mu zeki, inanın değil, hatta Türkler Almanlardan daha zeki. Ancak adamlarda sistem ve disiplin var, çok ve sistemli çalışıyorlar.” Olayı ne güzel özetliyor değil mi?

Basit örneklerden gidelim, mesela futboldan. Türk milli takımının bir sistemi olduğundan bahsedebilir miyiz? Tabi ki hayır.  Ama Almanlar söz konusu olduğunda;  yine disiplinli oyun anlayışı, turnuva takımı olmaları, asla vazgeçmeyen, fizik gücü yüksek, tempolu futbolları akla geliyor. Brezilya denilince de, İsveç ya da İtalya denilince de hep aklıma bir şablon ve ekol geliyor.

Biz ise ülke olarak, isimlerden bağımsız, maç günündeki bireysel yetenek ve performanslardan medet umar durumda oluyoruz. Bireysel yeteneklerimizi ve teknik kapasitemizi bir sistem dâhilinde birleştirip sahaya yansıtamadığımız için geliyor ne geliyorsa başımıza.

Gelelim şimdi bunun şehrimize ve şehrimizin sakinlerinin davranışlarına, yaşantısına olan yansımasına…

Birçok yazıda da belirttiğim gibi şehirlerin de bir kimliği, kişiliği var. Onları da birbirinden farklı kılan, ayıran, kendine özgü özellikleri var. Ne yazık ki şehir olarak; bu kişiliği, kimliği yansıtacak çalışmaları bu zamana kadar yapamadığımız görülüyor. Şehrimizin potansiyelini, gücünü, üstünlüklerini ortaya çıkaracak, şehrimizi tanıtacak çalışmaları, planları günümüze gelen süreçte göz önüne çıkaramadığımız su götürmez bir gerçek.

Yapılan çalışmalar da, önceki satırlarda değinmeye çalıştığım Osmanlı Devleti dönemindeki yöneticilerin çabaları, ıslahatları gibi şahsi girişimler olarak kaldı. Kendilerinden sonra gelen idarecilerin izleyeceği bir sistem, uygulayacağı devlet politikası halini almayı başaramadı.

Şehrimize gelirsek; belediye ve şehir yöneticilerinde de aynı sistemsizliği, süreci sadece şahsi girişimlerle, heveslerle götürme davranışını gördük ne yazık ki.

Önceki dönemlerde, Fransa’nın Cannes şehrinde yapılan MIPIM fuarının adeta müdavimiydik, şimdi hatırlayanımız var mı?

Bir ara Ankara ve özellikle İstanbul’da düzenlenen Balıkesir tanıtım günleri vardı hatırladınız mı?

Şimdi hatırlayanınız var mı peki.

İşte daha önce temas ettiğim şehrimizin sürdürülebilirlik sorunu, tanıtım eksikliği gibi sorunlarına alın size çarpıcı örnekler. Bu organizasyonları bizim çeyreğimiz ölçeğindeki şehirler yıllardır aralıksız yapmaktalar.

Sorunlara çözüm bulmak için, doğru teşhisler koymak ilk ve en önemli iştir. Peki, büyükşehir olduktan sonra; doğru adım atabilmek için gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemeyi kendisine düstur edindiğini söyleyen BŞB. Başkanımızın da içinde bulunduğu ekip nereyi kendilerine örnek aldılar, Kocaeli’yi…

Bir şerit halinde aralıksız devam eden, gelişmişlik farkının çok fazla olmadığı bir büyükşehir, bizim gibi yüzlerce kırsal mahalleyi çok geniş bir coğrafyada ve çok değişik özellikte ilçede barındıran bir şehirle ne kadar benzerlikler gösterebilirdi; takdiri siz okuyuculara bırakıyorum.

Madem gömleğin ilk düğmesini doğru ilikleyecektik; neden Büyükşehir olmanın ruhuna uygun ve şart olan iki merkez ilçemize ait hizmet binasını, kendi bölgelerinin en uygun yerinde bir türlü hayata geçiremedik.

Daha kendi binası olmayan, insanların sınırlarını kafasında oturtamadığı, o ilçeye aidiyetini geliştiremediği iki merkez ilçeye sahip bir büyükşehir…

Herkesin şikâyet ettiği ve biran an önce kurtulmak istediği; şehrin tek merkezli olması konusunu halletmek için bundan daha büyük hangi sebep ve müsait şartlar olabilir ki; alın size fırsat ve aynı zamanda zorunluluk.

Şahsen Altıeylül ilçesinin ya da Karesi ilçesinin merkezi neresidir, meydanı nerededir veya sınırları neresidir; kafamda oturtabilmiş değilim.

Sevgili YÜCEL YILMAZ, gömleğin düğmesini iliklemeye başlayacaksan ilk düğme bunlar…

Konu uzun kesmek gerek; ancak “ne” şehri olmamız gerek tartışması yapılıyor ya; E hepsi…

Turizm, sanayi, tarım ve üniversite.

Nasılına, nedenine ilerleyen yazılarda değiniriz inşallah…

Ama yazının başlığı gibi, her şeyden biraz biraz değil, hakkını vererek, dolu dolu ve sonuna kadar…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Tüm hakları saklıdır. Haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları politikam.com’a aittir. politikam.com İHA / İHLAS HABER AJANSI üyesidir.