Tüm Eğitim-Bir Sen Balıkesir yöneticileri Balıkesir Üniversitesi yönetimi ile ilgili çeşitli iddialarda bulundu. Yaklaşık iki yıl önce Rektör olarak seçilen Prof. Dr. Kerim Özdemir’in üniversiteyi iyi yönetemediğini belirten Tüm Eğitim-Bir-Sen Balıkesir Temsilcisi Mesut Balyemez, Rektör’ün derhal istifa etmesi gerektiğini söyledi.

Tüm Eğitim-Bir-Sen Balıkesir Temsilcisi Mesut Balyemez, Üniversite yönetimini eleştirdi. Rektör Kerim Özdemir’in üniversiteyi iyi yönetemediği gibi FETÖ soruşturması kapsamında da etkin rol oynamadığını ileri süren Balyemez, üniversitede yeni grupların yapılanmaya başladığını iddia etti.

TÜRKİYE’DEKİ EN BAŞARISIZ YÖNETİM BAÜN’DE

Tüm Eğitim-Bir Sen Balıkesir Temsilcisi Mesut Balyemez toplantıda şunları ifade etti:

“Balıkesir kamuoyunun bildiği üzere yaklaşık iki yıl önce Balıkesir Üniversitesinde rektör değişimi olmuştur. Normalde değişimin ‘Paralelin Kandili’ olarak anılan üniversiteye yeni ve olumlu bir hava getireceği düşünülmesine rağmen bugün gelinen nokta, kocaman bir hayal kırıklığıdır. Üniversitenin hantal yapısının kırılıp, atılıma geçeceği düşüncesi çok kısa sürede yerini atalete ve sıradanlaşmaya bırakmıştır. Sayın Prof. Dr. Kerim Özdemir yönetimi sadece Balıkesir Üniversitesinin değil, belki de ülkemizdeki tüm üniversiteler içerisinde gelmiş geçmiş en başarısız üniversite yönetimi olmaya namzettir.

REKTÖR FETÖ İLE MÜCADELE ETMEDİ

Mevcut yönetim geçen iki yılda idari ve akademik anlamda üniversiteye herhangi bir değer kazandırmadığı gibi gerçek anlamda FETÖ ile mücadele de etmemiştir. Üniversite bir milim dahi ileri gitmeyi bırakın, onlarca yıl geriye gitmiştir. Ne yazık ki bir kez daha gelen gideni aratır sözü gerçekleşmiştir. Sayın rektör, atanmadan önce FETÖ ile mücadele edeceğinin sözünü vermesine rağmen atadığı bir rektör yardımcısı ve beş müdürü FETÖ soruşturmaları kapsamında görevden almak zorunda kalmıştır. Bu müdürlerden ikisi kamudan ihraç edilmiştir. Bu ihraç edilen müdürlerden birisi sayın rektörün bizzat kendi köylüsüdür. Köylüsünü tanımadığını düşünmek saflık olacağından sayın rektörün FETÖ ile mücadele konusunda verdiği sözlerin arkasında durmadığı aşikardır.

YÖK İLE İLİŞKİLER KOPTU

Sayın rektör göreve geldikten kısa bir süre sonra kendisinin amiri olan YÖK ile ilişkileri koparttığı, bu sebeple üniversiteye yeni akademik kadro alımını ve mevcut akademisyenlerin hak ettikleri bir üst kadroları alınmaz hale getirdiği bilinmektedir. Özellikle Tıp Fakültesinde yapılan FETÖ operasyonları sonucu yirminin üzerinde öğretim üyesi doktor görevden ihraç edilmiştir. Dolayısıyla gerek hastalar gerekse de öğrenci açısından sıkıntılı bir süreç yaşanmaktadır. Balıkesir’deki hastalar geçmişte olduğu gibi komşu illerdeki üniversite hastanelerine gitmek zorunda kalmaktadır. Bu durumun giderilmesi için YÖK’ten acilen yeni kadrolar alınmasına ihtiyaç vardır. Fakat YÖK ile kavgalı olduğu dillendirilen bir rektöre kadro verilmesini düşünmek hayalden öteye gidemez. Hastanenin acil kısmını açmasını beklediğimiz sayın rektör, bugün hastaneyi borç batağına sürükleyerek hastaneyi çalışamaz ve kapanacak hale getirmiştir.

VEFA DUYGUSUNDAN UZAK

Sayın rektör göreve geldikten sonra atadığı ve seçimlerde kendisine en büyük desteği veren rektör yardımcılarını henüz ilk haftasında istifa ettirmiş, kendisine aday olma sürecinde en çok desteği olan STK’ları koltuğa oturduktan sonra dışlayarak vefa duygusundan da ne kadar uzak olduğunu ortaya koymuştur.

REKTÖR FETÖ İLE İLGİLİ HAKSIZ UYGULAMALAR YAPTI

Sayın rektör 15 Temmuz sonrasında kamuda olduğu gibi üniversitede de başlatılan FETÖ ile mücadeleyi hakkı ile yapmamış ve bu mücadele sulandırılmıştır. Sayın rektör, KHK ile kapatılan Coğrafyacılar Derneğinin genel başkanı olan eski rektör yardımcısını istifa ettirmiş ancak hakkında herhangi bir işlem yapmamıştır. Başka illerde üyesi tutuklanan bir derneğin genel başkanı en azından soruşturulmak için de olsa açığa alınmalıydı. Sayın rektör FETÖ soruşturmalarında haksız ve adaletsiz bir yol izleyerek bazı çalışanları çok kolay harcama yolunu seçip açığa alırken, aynı şartları taşıyan başka personelleri de koruma yolunu seçmiştir. Üniversiteden 100 civarında açığa alınma işlemi yapılmış, bunlardan 54 akademisyen kamudan ihraç edilmiştir.

SUÇU BAŞKASINA ATTI

Sayın rektör bu atılmaları ve açığa almaları kendisi yapmasına rağmen hedef olarak başkalarını göstermektedir. O zaman sayın rektöre açığa almak, atamak sizin elinizde değil mi diye sormak durumundayız. Madem bu açığa almaları başkaları istediyse neden 36 kişiyi siz göreve başlattınız? Yoksa göreve başlatmaları da suçu üzerine attığınız insanlar mı emretti? Tabi ki hayır. Bu insanlar sizin imzanızla açığa alındı, sizin raporlarınız ile görevden ihraç edildi ve yine sizin imzanızla göreve başlatıldı.Açığa almakla göreve başlatmak da sizin elinizde. Öyleyse neden başkalarını suçluyorsunuz? Hem mücadele isteyen hükümete, hem FETÖ’ye, hem de öğretim üyelerine yaranayım derseniz, işte böyle suçu başkalarına atarsınız.

PARDON SİZİ SUÇSUZ BULDUM

Sayın rektörün izlemesi gereken yol hakkında sübut delil bulunmayan personelin önce kurum içi soruşturma yapıp sonrasında uygun görülürse açığa alınması olmalıydı. Fakat sayın rektör önce açığa ayıp sonra pardon sizi suçsuz buldum deme yolunu seçmiştir. Bu yanlış uygulama üniversite içerisinde küskünlük, kırgınlık yaratmış, sayın rektöre olan güveni ortadan kaldırmıştır. Yani sayın rektör adiliyet duygusundan da bihaberdir. Tıpkı vefa duygusundan yoksun olduğu gibi.

REKTÖR 15 TEMMUZ’DA ABD’DEYDİ

Sayın rektör, bugün FETÖ ile mücadele ediyorum diye dursun, yaptığı birkaç icraat var ki evlere şenlik. Mesela sayın rektör 15 Temmuz darbe akşamı ABD’de yolluklu/yevmiyeli resmi görevli imiş. İsmi Türkiye’deki KHK ile kapatılan FETÖ üniversiteleri ile anılan ve onlarla yakın ilişkili, MidlleTenesseState Üniversitesi ile işbirliği anlaşması yapmak üzere 10-15 Temmuz tarihlerinde ABD’ye gitmiş ve 16 Temmuzda da dönmüştür. Sayın rektöre bu ziyaretinde eşlik eden öğretim üyesi ise açığa alınıp, göreve iade edilen bir öğretim üyesidir. Bu ziyaretin zamanlaması bahanesi anlaşma da olsa manidardır.

Yine sayın rektörün bir diğer kuşkulu görülen icraatı; kamudan ihraç edilen ve şu an tutuklu bulunan bir öğretim görevlisini 2015 yılında kadro açarak Balıkesir Üniversitesi’ne almasıdır. Bu öğretim görevlisinin BAÜN’e alınırken jüri üyelerinden birisi sayın rektörün ABD gezisinde kendisine eşlik eden öğretim üyesidir. Tutuklanan öğretim görevlisinin alınması ve ABD ziyareti akıllara birçok soru işareti getirmektedir.

İYİ VE GÜZEL İNSAN OLMASI İYİ YÖNETİCİ OLMASINI GEREKTİRMEZ

Sayın rektör kişilik olarak iyi ve güzel insandır, ancak güzel kişilikli olması iyi bir yönetici olmasını sağlamamaktadır. Sayın rektörün akademik bilgi ve birikimini bir kenara koyarsak; üniversiteyi yönetecek kadar yöneticilik vasfının olmadığı veya çok zayıf olduğu aşikardır. Sayın rektör göreve geldiğinde yaklaşık 10 trilyon civarında olan Araştırma Hastanesinin borcu bugün 30 trilyon civarındadır. Sayın rektör bu borcu kabullenmemektedir. O zaman ona bu borcu yapanları kim göreve getirdi diye sorulmaz mı? Bir iktisat profesörü olan sayın rektörün bu hesabı iyi yapması ve bugün verebilmesi gerekir diye düşünüyoruz.

MAAŞI 30 BİN TL’NİN ÜZERİNDE

Sayın rektör göreve geldiğinin ikinci haftasında yönetim kurulundaki bazı üyelerin muhalefetine rağmen alacağı döner sermaye miktarını kanunların belirlediği tavan katsayısı olan yüzde 600 seviyesine çıkarmıştır. Sayın rektörün maaş, döner sermaye ve diğer gelirleri ile birlikte 25-30 bin TL’nin üzerinde maaş aldığı söylenmektedir. Üniversitedeki rektör yardımcılarının da yaklaşık olarak sayın rektörün aldığı maaşın yarısından fazlasını aldıkları söylenmektedir. Biz bilgi edinme çerçevesinde bu ücretleri istedik, ancak bu bilgiler tarafımıza verilmedi. Dolayısıyla üniversiteye 30 kuruş değer katmayanların aylık ücret olarak bu kadar paraları cebine atmaları kul hakkıdır, günahtır, haramdır. Yaklaşık 20 asgari ücretlinin almış olduğu ücretten fazla maaş alan sayın rektörün üniversiteye herhangi bir değer katmamasına rağmen, o koltukta oturması ahlaki değildir. Bugünden tezi yok o koltuğu boşaltmalıdır.

USULSÜZ ALINAN ARABAYA BİNMEYE DEVAM EDİYOR

Sayın rektör göreve gelirsem usulsüz olarak alınan AUDİ A6 makam aracına binmeyeceğim deyip, koltuğa oturduktan sonra bu tıpkı eski rektörün yaptığı gibi usulsüz olarak promosyonsözleşmesini uzatıp, makam aracını kullanmaya devam etmiştir. Yani üniversitede israfa devam etmektedir.

ÜNİVERSİTEDE YENİ GRUPLAR OLUŞUYOR

FETÖ’nün kamudan tasfiye edilmesi sürecinde üniversitede bir grup ve 28 Şubat zihniyetliler, bu boşluğu doldurma gayreti içerisine girmiş ve üniversitede yapılanmaya hız vermiştir. Sayın rektör, göreve geldikten sonra YÖK ile ipler koparılmadan başlangıçta alınan veya siyasilerin araya girmesi üzerine alınan münferit kadroların büyük çoğunluğu bu grupların ileri gelenleri tarafından belirlenen isimlere tahsis edildiği söylenmektedir. Maalesef üniversite personeli bir grubun pençesinden alınıp, bir başka grubun pençesine atılmaktadır. Bu tür yapılanmalara acilen dur denilmelidir. Aksi halde yeni 15 Temmuzlar yaşama olasılığımız fazladır.

ON BİNLERCE DOLAR ZARAR

Üniversitemize 2011 yılında on binlerce dolar verilerek Öğrenci Bilgi Sistemi (ÖBS) alınmıştır. Ancak bu sistem alındığı günden bugüne kadar defalarca büyük paralar verilerek revize edilmesine rağmen isteğe cevap vermemektedir. Özellikle okula kayıt ve sınav dönemlerinde, kayıt ve not girişlerinde sıkıntı yaşanmaktadır. Sayın rektör bunu iki yıldır görememiştir. Yoğun baskılar üzerine bugünlerde bu sorunun çözümü için sistemin yeni baştan değişeceği bir çalışma yapılmaya başlanmıştır. Muhtemeldir ki yine devletin cebinden on binlerce dolar çıkacak. Bu sorunun çözüme çalışılması elbette ki sevindiricidir. Ancak bu çalışmanın okulların kapalı olduğu dönemde değil de, okulların kayıt döneminde yapılması ise tamamen yönetimin beceriksizliğidir.

BİZLERİ TEHDİT ETTİ

Sayın rektör, iki yıllık süreçte üniversitede demokrasiye ve farklı seslere tahammül edememiştir. Yaptığı yanlışlıkları, hataları, usulsüzlükleri dile getirmemizden rahatsız olmuş olmalı ki aracılar kullanarak bizleri tehdit etme yolunu seçmiştir. Bu tehdit olayı Cumhuriyet Savcılığına dav erilmiştir. Farklı seslere kulak vererek, sorunlara çözüm bulma yoluna gitmek yerine sorunları dile getiren insanları yok etmeye çalışmak ancak diktatör zihniyetli insanların başvuracağı bir yoldur.

YAŞAYAN KAMPÜSÜ BECEREMEDİ

Sayın rektör kendisinden önceki rektör gibi üniversiteyi yaşatan kampüs yapacağım demesine rağmen, kampüste atıl olan dükkanlara talip olan vatandaşların dilekçelerine bir yıldan fazladır cevap bile verilmemiştir. Bugünlerde bu dükkanlar ihaleye çıkartılmıştır. Ancak muhtemeldir ki yüksek bedellerden dolayı yine bu dükkanlar boş kalacaktır. Bu dükkanlar cüzi ücret karşılığında kadın girişimcilere veyahut öğrencilere kiraya verilip kampüste 24 saat yaşam sağlanmalıdır. Maalesef bu yönetim bunu da becerememiştir.

KURULDUĞUNDAN BU YANA İLK KEZ ÖĞRENCİLERE YEMEK VERİLMEDİ

1992 yılında kurulan Balıkesir Üniversitesi tarihinde ilk kez bu yönetim zamanında öğrencisine ve personeline yemek verememiştir. Harç ücretini ve devletten desteği almasına rağmen öğrencisine yemek vermeyen ve Balıkesir Üniversitesinin adını ülke çapında kirleten yönetimi kutlamak lazım diye düşünüyoruz. Bu yemek olayı bile üniversitenin nasıl yönetildiğinin somut bir göstergesidir.

DEKANLAR VEKALETEN ATANDI

Üniversitemiz maalesef kötü yönetilmektedir. Hatta hiç yönetilmemektedir. Geçen iki yıllık süreçte ne akademik ne de idari olarak herhangi bir ilerleme sağlanamamıştır. Üniversitede işler yapılamaz halde ve tıkanma noktasındadır. Bir çok üniversite de dekanlar asaleten atanmış olmasına rağmen, üniversitemizdeki dekanlar vekaleten atanmıştır. Bu bile YÖK’ün üniversitemize bakış açısını göstermektedir. Sayın rektör dahil hiç kimse üniversitenin üzerinde değildir. Hiç kimsenin bu üniversitenin saygınlığına gölge düşürme hakkı bulunmamaktadır. Sayın rektörün göreve gelmesinin üzerinden iki yıl geçmeden üniversite hakkında onlarca olumsuz yazı basınımızda yer almış, bu da üniversiteye zarar vermektedir.

DERHAL İSTİFA ETMELİ

Bu bilgiler ışığında sayın rektör bir an önce istifa ederek üniversitenin önünü açmalıdır. Üniversiteyi bu kadar aciz bir yönetime mahkum etmeye kimsenin hakkı bulunmamaktadır.”