Karacan şunları söyledi: “Kar, toprak altındaki canlı organizmaları besler. Su kaynağı rotadan kalkınca canlılar toprak üstünde kendilerine su kaynakları aramaya başlar. Haşerelerin çoğalma nedeni bu, su kaynağı arıyorlar. Bu yıl yoğun bir kene sorunuyla da karşı karşıya kalabiliriz. Binalardan kaynaklanan ısı alanları kar yağışını engelliyor.”

Çevre aktivisti ve TÜKODER Gönüllüsü Murat Karacan 5 Haziran Dünya Çevre Gününde POLİTİKA’ya açıklamalarda bulundu. Karacan, doğa tahribatının yanında Dünya Çevre Gününde iklim değişikliğinden de mutlaka bahsedilmesi gerektiğini söyledi.

İklim değişikliği ile birlikte yaşanan olumsuzluklara değinen Aktivist Murat Karacan, bu yıl Balıkesir ve çevresinde yağmayan kar yağışını örnek gösterdi. Karacan toprağın asıl su kaynağının kar olduğunu belirterek, kar yağışının olmaması ile birlikte toprak altında yaşayan canlıların su kaynağı bulmak için yeryüzüne çıktığını söyledi.

5 Haziran Çevre Gününde doğanın önemine de değinen Aktivist Murat Karacan, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin yerine getirilmesi gerektiğini ifade etti. Karacan, “doğa insansız yapabilir ama insan doğasız yapamaz” diye konuştu.

KALKINMA ANLAYIŞININ DEĞİŞMESİ GEREKİYOR

Çevre Aktivisti ve TÜKODER Gönüllüsü Murat Karacan gazetemize yapıtğı açıklamada şunları söyledi:

“Kalkınma anlayışını değiştirmek; yani tek taraflı kalkınma anlayışını, inşaata bağımlı ve dolayısıyla da çevreye olağanüstü zarar veren kalkınma anlayışının değişmesi için çabalıyoruz. Evet, bundan 15 sene önce 1 milyar dolar büyüklüğünde olan inşaat sektörü bugün 20-25 milyar dolara yükselmiş durumda. Ama ekonomik büyüme tek boyutlu olduğunda kalkınma olmuyor. O zaman iş doğaya katliama girmeye dönüyor. O zaman ulusal kalkınma hamlesini ve sürdürülebilir kalkınma hamlesini barıştırmamız gerekiyor. Bu barıştırma çabamızın temelinde yatan da çevre politikalarının düzelmesi ve kalkınmayı ekonomik büyümeyle bir tutan iş insanı kafalarının bir parça özellikle Balıkesir’de değişmesi.

HAŞERELERLE İÇ İÇE BİR YAZ BİZİ BEKLİYOR

Acayip bir doğa tahribatı var. Doğa tahribatından kaynaklı olarak her zaman geldiğimiz nokta şu: iklim değişikliğini körükleyen, insanların el birliğiyle yarattığı bir iklim değişikliği var. Dünya Çevre Günü’nde iklim değişikliğini konuşmamak olmaz. Bu iklim değişikliğinden bir örnek telaffuz etmek gerekirse; bu sene şehrimize hiç kar düşmemesini söyleyebiliriz. Karın düşmemesi büyük bir sıkıntı. Karın yağmamasında en büyük sıkıntı şu: kar asıl su kaynağıdır. Aynı zamanda toprağın üstünü örtmesi sebebiyle toprağın verimliliğini ve toprağın altında yaşayan bütün canlı organizmaları besleyen bir şeydir. Karın yağmaması ve su kaynağının ortadan kalması özellikle bahsetmiş olduğum canlıların toprağın üstüne çıkmasına sebep olacaktır. Buna en önemli örnek, son dönemde şehrimizde yaşanan haşerelerin neden bu kadar çoğaldığına cevap budur. Kar yağmamasından kaynaklıdır. Çünkü su kaynağı arıyorlar. Bu sene kar yağmamasından dolayı bir kene sorunuyla karşı karşıya kalacağız bu bir gerçek. Kar yağmayıp, toprağı beslemediği için diğer bütün haşerelerle iç içe olacağımız bir yaz bizi bekliyor.

OLUŞAN ISI ALANLARI KAR YAĞIŞINI YAĞMURA ÇEVİRDİ

Tabi burada şu akla gelebilir: barajlardaki su doluluk oranlarının çok yüksek olduğu söyleniyor denebilir. Çevresel sorunlardan biri de şehirde aşırı ve hızlı yapılaşmanın getirmiş olduğu en önemli çevre tahribatlarının başında gelen kentsel ısıalanlarının oluşması. Bu ısı alanları binalardan kaynaklı oluşuyor. Bu binaları yaparken, binaların yapımından, drenajların yapımına kadar iklimle alakalı düşünce çerçevesi içinde hareket etmek gerekiyor. Binaların çok fazla yapılmasından dolayı da karın yağmadığını söyleyebiliriz. Bu da çevreye tahribat getiriyor. Bu nasıl oluyor diyeceksiniz. Esas su kaynağının kar olduğunu söyledik. Şehrin üstüne kadar geliyor kar, fakat ısı alanlarından kaynaklı olarak yağmur olarak düşüyor. Yağmur olarak düştüğünde de kısa vadeli, kısa zamanda yağarak çok fazla zarar verecek şekilde, hatta afete yol açabilecek şekilde yağabiliyor. Bugün Balıkesir bunlarla karşılaşmamış olabilir, ama karşılaşmayacak anlamına gelmiyor. Bunun için de yüzümüze Haziran 2015’de yağan ve şehrin her tarafına su basmasına sebep olan yağışı gösterebiliriz. Haziran ki Balıkesir’in hiç yağış olmadığının ve en az yağış aldığının söylendiği aydır.

DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ KUTLU OLSUN DİYEMİYORUZ

Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü ve yaşanan olumsuzluklardan dolayı Dünya Çevre Günü kutlu olsun diyemiyoruz. Çünkü çevreye verilen tahribat gelecek nesillerin de kullanması gereken kaynakların elden gitmesine sebep oluyor. Dünyanın bize verdiğinin aşırı tüketilmesinden kaynaklı olarak gezegen S.O.S veriyor. Bundan dolayı da çözüm ne diye önerilirse; bizim çözümümüz sürdürülebilirlik başlığının içselleştirilmesi gerekiyor şehirde. Sürdürülebilirlik nedir, ne değildir, sözlük anlamı dışında ne anlama geliyor onu anlatmamız, bunun eğitimlerini vermemiz ve özellikle buradaki iş dünyasıyla birlikte sürdürülebilirlik üzerinden sürdürülebilir kalkınma başlığını Balıkesir’de çok iyi işlemek gerekiyor. Çünkü Balıkesir’de çevre tahribatının azaltılması ve bir süre sonra da ortadan kaldırılması da aynı zamanda iş dünyası için para kazanma ortamı doğuracaktır. Ne gibi diyeceksiniz? Mesela turizm gibi olacak. Turizm alanlarındaki çevre tahribatları turizmin sürdürülebilir olmamasına sebep olmakta. Turizmin sürdürülebilir olması da gelecek nesillerin de turizmin Balıkesir’de vereceği kazançla refah içinde yaşamalarına sebep olacaktır. Ve tabi en makro düzeyde de gezegene yararı olacak bu işin.

ÇEVRE BİR GÜN DEĞİL HER GÜN HATIRLANMALI

Balıkesir’de Dünya Çevre Gününü kutlamak da sıkıntılı, çevreye verilen tahribattan kaynaklı olarak doğan birçok şeyin önüne geçememek de sıkıntılı. Yapılan yanlış yatırımların, yanlış uygulamaların yol açtığı derelerin kirlenmesi, ağaçların kesilmesi, yaşam alanlarının tahribata uğraması sadece Çevre Gününde anılacak bir şey değil. Bunları her gün işlememiz gerekiyor.

YANLIŞI SÖYLEMEK KOLAYLAŞTI

Biz sürdürülebilir kalkınma dediğimizde bazı insanlar, kalkınmanın iktidar dili olduğunu ve onların kârlarını sürdürebilmeleri açısından üretilmiş bir kavram olduğunu söylüyorlar. Saygı duyuyoruz. Fakat sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir kalkınma anlayışının değiştirilmesi ve yön gösterici olarak görülmesi gereken sürdürülebilir kalkınma hedefleri, bana iklim konusunu rahatça konuşabilme imkanı tanıyor. Yani hedefler üzerinden 13 numaralı hedefe denk düşen ‘iklim eylemi başlığı’ olmadan önce, iklim değişikliği dediğimde çok daha yanlış anlaşılabiliyorduk, çok daha farklı noktalara çekilebiliyordu. Yatırım karşıtı, sermaye karşıtı ve her yapılan şeyin yanlış olduğunu savunan kafalar olarak tanınmamızı sağlıyordu. Sürdürülebilir kalkınma hedeflerindeki 17 hedef bunu ortadan kaldırdı. Yapılan bu yanlıştır, yapılan yanlış yatırıma bu yanlış yatırımdır, açacağı tahribatlar şunlardır, bakın BM’nin hazırladığı bu hedeflerin altına Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti imza atmıştır, bu imza üzerinden bakıldığında bunların yanlışlığını görmek mümkündürü söylemek kolaylaştırdı.

DOĞA İNSANSIZ YAPABİLİR AMA İNSAN DOĞASIZ YAPAMAZ

Dünya Çevre Gününde Balıkesir sürdürülebilir kalkınmanın neresinde diye soracak olursanız: Balıkesir’in sürdürülebilir kalkınma anlayışı yaratılmaya çalışılıyor. Balıkesir’deki bir sivil toplum kuruluşu sürdürülebilir kalkınma forumu yaratmaya çalışıyor. Fakat iş insanı sivil toplum örgütü olmasından kaynaklı olarak hareket alanını kendi kendine daralttığının farkına varması gerekiyor. Çünkü bir kalkınma forumu oluşturacaklarsa ve bunu sürdürülebilir kalkınma başlığıyla hareket etmesini istiyorlarsa şehirdeki bütün sivil toplum örgütleri, yerel yönetimler ve aynı zamanda akademisyenlerle oturup konuşmaları ve o şekilde hareket etmeleri gerekiyor. Ki bu çevre anlayışının, çevreye verilen tahribat anlayışının ne anlama geldiği; yani çevremizdeki ormanların bu ülkenin birer varlığı olduğunu, birer kaynak olarak görülmemesi gerektiğini, en tepede de insanoğlunun  akıllı bir yaratık olarak makineleriyle doğaya çerçeve çizme çabasının boş olduğunu, doğanın dengesinin tekrar bulacağını ve bu dengeyi bulurken de insana ihtiyacı olmadığını anlamaları gerekiyor. Çünkü doğa, insansız yapabilir, ama insanoğlu maalesef doğasız yapamaz.”