OZAN ALHAN

Politika Gazetesi‘’Haftanın Konuğu’’ köşemizde bu hafta öyle birini tanıyacağız ki komple bir sporcu, komple bir eğitmen ve örnek bir kişi. Otuz yılını spora adamış bir hayat, sabrın ve özverinin adamı Ethem Deniz.

HAYATIM ADAM YETİŞTİRMEKLE GEÇTİ

-Ethem Hocam seni yakından tanıyan ve araştırmacı bir gazeteci olarak kendinden değil başkalarının ağzından seni öğrenen  biri olarak, senden ilk defa okurlarımız için kendini tanıtmanı isteyeceğim.

-1978 yılında Balıkesir’de doğdum.Ömrümüz Balıkesir’de geçti desek yeridir. Hayatımın yüzde doksanlık bölümünü hep spor salonlarında, spor müsabakalarında ve adam yetiştirmekle geçirdim. Ben şuna inanan biriyim hepimiz bir gün bu dünyadan göçüp gideceğiz. Mühim olan iyi insanlar bırakıp, iyi işler yapıp iyi anılmak. Tabiki bunun için benim  yapabileceğim iyi sporcular, her şeyden önce ahlaklı sporcular yetiştirerek hayatımı devam ettirmek.

HEM  DERS VERİYORUZ HEM ÖĞRENİYORUZ

-Peki Ethem Deniz spora nasıl başladı?

-İlk olarak spora Judo ile başladım. Daha sonra 14 yaşımda Mehmet Aygün hocamın vasıtasıyla Shotokan Karate’ye başladım. Mehmet hocam beni 17 yaşımda İzmir’de Adnan Şafak Yüksel ile tanıştırdı. O zamandan beri yaptığım sporların baranşlarını geleneksel olarak yapmaya devam ediyorum. Bizim ülkemizden örnek verecek olursak  Osmanlı Ordusunda Yeniçeri Ocağında verilen eğitimin benzeri Japonya’da askeri akademide eğitim verilen  yani Toyama Askeri Akademide verilen bütün branşların toplamıyla öğreniyoruz. Hem ders veriyoruz hem öğreniyoruz .Bilinen beşbin tekniği var bu tekniklerin arasında 10 tane branş var. Bitmiyor bitmedikçede  bize keyif veriyor daha çok öğrenme azmiyle daha çok şey öğrenip öğrencilerimize aktarmaya çalışıyoruz. Mehmet Hocamın ve Adnan hocamın hayatımda büyük yeri var. Benim için dönüm noktalarıdır haklarını ödeyemem.

10 İLDE ÖĞRENCİLERİME EĞİTİM VERİYORUM

-Gerçekten çok etkileyici. Bu branşların hepsinde mi eğitim veriyorsun?

-Hayır. Ben bu branşlar içinde 5 tanesinde eğitim veriyorum. Bunlar Ju-jutsu, iai  ju-jutsu, Kobujutsu, Gojuryu Karate ve Shorin-ryu Karate. Bu branşlar içindede bölünen dalları var. İai ju-jutsu yani kılıç sanatında iki tane stil çalışıyoruz bir tanesi bahsettiğim  yine askeri akademiye ait Toyama Ryu,bir tanesi de günümüz polisinin kullandığı tarzda diye düşünürsek Mugai-ryu. Kullanılan silahların hepsinin farklı bir stili var. Elimden geldiğince Balıkesir’de ve Türkiye’nin çeşitli illerinde eğitim vermeye çalışıyorum. On ilde öğrecilerim var.

TÜRK İNSANINI TEMSİL ETMEK HERŞEYDEN ÖNEMLİ

-Peki bu sporlar için ülke dışına çıktınız mı?

-Evet çıktım tabi ki. Size şöyle söyliyeyim Türkiye’de bulunan diğer spor braşlar Türkiye Cumhuriyeti ‘ne bağlı Federasyonların verdiği diplomalarla eğitim verir. Ama hangi branşta olursak olalım yurt dışına çıktığımız zaman Türkiyede ki Federasyonlarından aldığımız diplomaları Dünya’nın birçok ülkesi maalesef tanımıyor. Benim az önce bahsettiğim branşlardaki diplomalarım direk Japonya’dan onaylı ve bütün dünyada geçerliliği ve kullanırlığı olan diplomalar. En son Ju-jutsu dalında Shihan oldum .Nedir diye soracak olursak  uluslar arası antrenör anlamına gelir. Türkiye’de birkaç kişiye nasip olan bu durum. Dünyanın neresine gidersem gideyim en üst düzeyde  eğitimler verebiliyorum. Tabiki ülkemi  ve Türk insanını en iyi şekilde temsil edebilmek her şeyden önemli.

-Türkiye’de sadece birkaç Shihan var dedin. Peki bunun sırrı nedir?

-japonlar yapmış olduğun spordaki bireysel başarılarına bakmıyorlar. Her derece atlamak için başvuru yaptığında ne kadar öğrenci yetiştirdin sisteme ne kadar hizmet ettin onu göz onünde bulundururlar ne kadar başarılı olursan ol adam yetiştirdin mi onu bırakın yetiştirdiğin adamlar öğrenci yetiştiriyor mu oraya kadar incelenir. Yani ne kadar adam yetiştirirsen yetiştirdiğin adamlar ne kadar adam yetiştirirse senin derecen artıyor.Tabiki bu gurur verici bir şey bizim için.

YETİŞTİRECEK ÖĞRENCİ BULMAKTA ZORLANIYORUZ

-Peki hocam sadece  Ju-jutsu bile dünyada asrın en popüler ve yaygın sporlarındandır. Türkiye’de pek fazla yaygın olmamasının sebebi nedir? Zor olması mı? Yetkililerin ilgisizliği mi?

--Bizim halkımız her anlamda  tez canlıdır.Diğer spor dallarından  şöyle bir örnek verirsek ilk başarısızlıkta önce hoca gönderilir, ekibi gönderilir. Malesef sabırsız birtoplumuz. Daha önce bahsettiğimiz beşbin tekniğin bir refleks haline gelebilmesi için çok uzun ve ağır idmanlar yapmak lazım. Biz bu yüzden yetiştirecek öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Oysa bizim Avrupadan gelen öğrencilerimiz, eğitmen arkadaşlarımız var. Daha fazla sebat edip, günde 10-12 saat çalışıp, 1 ay kalıp eğitimini alıp dönüyorlar. Temelinde sabır olan bir spor olduğu için az eleman yetiştiririz ama çok fazla donanımlı olurlar.

SİSTEM HAYATTA KALABİLMEK ÜZERİNE

-Şu an dövüş denilince ilk akla gelen Boks, Kick Boks sporlardan farkınız ne?

-Saymış olduğunuz branşlarda müsabaka için yapılmış sistemler vardır. Müsabaka alanına iki sporcu çıkar kendi kiloları ve sikletlerinde belirli kurallar çerçevesinde maç yapılır. Oysa bizim ailenin yaptığı branşlar askeri yapıda olduğu için, savaş sanatı olduğu için, tamamiyle hayatta kalmak üzerine yapılan bir durum sözkonusu. Yani 50 kiloluk bir bayanın 150 kiloluk bir erkekler nasıl mücadele edeceği, karşısında herhangi bir silah bulunan kişiyle nasıl kendini koruyabileceğini öğretiyoruz. Bu sebebten dolayı bizim öğrencilerimiz  genelde kolluk kuvetleri, güvenlik görevlilerinden oluşur.

GÜVENLİK GÜÇLERİNE EĞİTİM VERİYORUZ

-Güvenlik güçlerine eğitim verdiniz mi?

-Evet. Balıkesir emniyetinde ve Kapalı cezaevinde Gardiyanlara eğitim verdim. Ama bu spora fazla zaman ayırmak gerektiği için bu mesleği yapan vatandaşlarımızın çalışma saatleri pek uygun olmadığı  dolayı pek fazla birlikte olamıyoruz. Beni bölge sorumlusu olduğum Savunma Sanatları Eğitim Federasyonu(SASEF) ‘nda bu konuyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor.

 

-Peki Hocam sizin uzman olduğunuz bir spor dalı daha var. Çokta güzel bir spor salonuylada  hizmet veriyorsun. Vucut Geliştirme Antrenörüsün aynı zamanda.Bu sporda hiç dereceniz var mı?

SPOR SALONU SEÇİMİNE DİKKAT ETMEK LAZIM

-Evet. Türkiye ikinciliğim var ve son yıllarda şampiyonalara en çok sporcu götüren kulübünde başkanıyım. Burada da başarılı olmamın nedeni bence uzak doğu sporları kökenli olmak. Bize uzak doğu sporları yaptığımız işi en iyi şekilde yapmayı öğretti.

-Şöyle bir şey söylemek istiyorum neredeyse 100 metrede bir spor salonu var. Bu soruya cevap vermek zorunda değilsiniz bu konuyla ilgili ne söylemek istersiniz ve bu sporu yapmak isteyenlere bir tavsiyeniz var mı?

-Vucut Geliştirme inanın bir doktorluk kadar bir farmokoloji ilaç sektörü kadar çok çabuk gelişen bir spor. Çünkü bilim geliştikçe vucut geliştirmede sürekli  gelişiyor. İnsanların hergün kendini yenilemesi bu bilgilere sahip olması gerekiyor. Başka bir spordan örnek vericek olursak bundan 15 yıl önce futbol takımlarının başında 1 tane teknik adam olurdu.Şu an takımlara teknik adamlar 30-40 kişilik uzman ekipleriyle geliyorlar. Vucut geliştirmede takip edilmesi gereken bir branş ve her spor dalına yardımcı olan bir spor çünkü fiziksel anlamda insanı güçlendiriyor. Tabiki insana görsel anlamdada güzellik katar. Benim insanlara tavsiyem elbiseye aldanmasınlar spor salonlarının güzelliğine aldanmasınlar içindeki antrenörlerin donanımına baksınlar. Çünkü telafi edilemeyecek sakatlıklar yaşayabilirler. Herşeyin başı sağlık o yüzden dikkat etmek lazım.