KAZ DAĞI VE ÇEVRESİNDEKİ DOĞAYA DÖNÜK TEHDİTLER KONUSUNDA 2017 DEĞERLENDİRMESİ VE 2018 BEKLENTİLERİMİZ

Kaz Dağı ve çevresinde doğal ve kültürel varlıklarımıza dönük çeşitli tehditler bulunmaktadır. Vahşi Madencilik, termik santraller, dereler-çaylar üzerinde planlanan barajlar, imar baskısı, yoğun yapılaşma, tarım ilaçları, denizlerde ve derelerdeki kanalizasyon vb. nedeniyle oluşan kirlilik, doğaya atılan naylon torba, plastik ve kimyasal atıklar bunların en önemlilerindendir.

ALTIN MADENCİLİĞİ ŞİMDİDEN ORMANLARI YOK ETMEYE BAŞLADI

Kaz Dağı ve yöresinde 10 yıldan fazla bir süredir altın-gümüş madenciliği arama faaliyetleri sürdürülmektedir. Daha arama aşamasında ağaç kesimlerine, suların kirlenmesine yol açan projelerin bazılarına işletme ruhsatları da verilmiştir. Bu projeler için yerel halkın tüm muhalefetine rağmen ÇED süreçleri tamamlanmış ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “ÇED Olumlu” kararları verilmiştir. “ÇED Olumlu” kararları dava edilmiş, davaların büyük bir bölümü kazanılmıştır. Ancak son günlerde kazanılan davalar temyiz aşamalarında kaybedilmeye başlanmıştır.

Faaliyete geçmiş olan Edremit-Havran’da Tepeoba Molibden ve Bakır Madeni  ve Yenice- Kalkım yakınlarında Karaaydın Kurşun Madeni Projeleri  nedeniyle binlerce ağaç kesilmiş, doğa kirlenmiş ve devasa çukurlar oluşmuştur.

Kazdağı’nın kuzey tarafında, Çanakkale’nin içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı yakınlarında  işletme ruhsatı almış olan Kirazlı, Şahinli Altın Madeni Projeleri’nde ileri aşamalara gelinmiştir. Çalışma ruhsatı olmamasına rağmen ciddi ağaç kesimleri yapılmıştır. Kazdağı’nın güney tarafındaki Kısacık Altın Madeni Projesi’nde ve Dondurma Köyü Altın Madeni Projelerinde verilen yoğun mücadele sonucu ÇED süreçleri durdurulmuştur.  Gökçeada’da altın madeni arama ruhsatları verilmiş, halkın ve yaşam savunucularının tepkileri ile Firma projeden çekildiğini açıklamış ve ÇED süreci durdurulmuştur.

ALTIN MADENCİLİĞİ PROJELERİ İŞLETMEYE GEÇERSE NELER OLACAK?

  • Ağaçlar, ormanlar yok edilecek, çölleşme, kuraklaşma olacak,
  • Ormanda yaşayan hayvanlar yok olacak,
  • Doğal peyzaj bozulacak, devasa çukurlar ve tepeler oluşacak,
  • Pasa (atık toprak, taş kaya) yığınları oluşacak,
  • Delme, kazma, kırma, eleme sırasında toz meydana gelecek,
  • Patlatma, kırma, taşıma sırasında ses, gürültü meydana gelecek,
  • Pasa dağlarından «asit maden drenajı» meydana gelecek, dereler, göller, barajlar kirlenecek,
  • Yeraltı suları ve içme suyu kaynakları kirlenecek, yeraltı suyu çekilecek, kuraklık başlayacak,
  • Ekosistem bozulacak, doğanın dengesi yok olacak,
  • Tarım, hayvancılık, turizm yapılamaz hale gelecek,
  • Cevher işleme tesisi kurulursa, tesiste siyanür kullanılacak, insan sağlığı ve doğa zarar görecek, zehirlenme, kanser, alzheimer vb. bir sürü hastalıklara yol açacak,

 

  • Köylerde yaşayanlar arasındaki ilişkiler bozulacak, iç barış etkilenecek. Madende çalışanlar, çalışmayanlar ayrımı başlayacak. Kardeş kardeşe düşman olacaktır.

TERMİK SANTRALLER ERKEN ÖLÜMLERE YOL AÇIYOR

Çanakkale’de 11’i proje aşamasında, 1’i inşaat halinde, 4’ü faal durumda çoğu ithal kömüre dayalı toplam 16 termik santral projesi bulunuyor. Toplam Kurulu güç yaklaşık 12.000 megawat civarındadır. Termik santraller Lapseki, Karabiga, Çan ve Yenice'de yoğunlaşmış durumdadır.  Yenice’nin tüm köyleri Çırpılar Termik Santralı projesine karşı mücadelelerini yoğun bir şekilde sürdürmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Uluslararası Enerji Ajansı raporlarına göre, termik santraller, hava kirliliğine, iklim değişikliğine ve bunların beraberinde getirdiği yıkıcı sonuçlara yol açıyor. Hava kirliliği, bronşit, amfizem ve akciğer kanseri gibi kronik solunum hastalıkları ve kalp-damar hastalıkları gibi ölümcül hastalıklara sebep olabiliyor. Hava kirliliği, Dünya'da her yıl 6,5 milyon kişinin erken ölümüne sebep oluyor. Dünya Bankası verilerine göre ise Türkiye’de her yıl 28.881 kişi termik santralların yarattığı hava kirliliği nedeniyle daha erken ölüyor. Çanakkale'ye 16 adet termik santral yapılırsa, Çanakkale'deki hava kirliliği yüzde 150 artacak ve bu santralların yaratacağı sağlık sorunları ve erken ölümler artacak. Hava kirliliği dışında, asit yağmurları ve tozuma nedeniyle su kaynakları ve topraklar kirlenecek. Sebze, meyve bahçeleri ve ormanlar kuruyacak ve tarım, turizm gibi faaliyetler yapılamaz hale gelecek. İklim değişikliği nedeniyle ani, ve aşırı yağışlar, sel, tayfun, fırtına, kuraklık, çölleşme görülecektir.

BARAJLAR İKLİMİ DEĞİŞTİRİYOR

Edremit Körfezi’ne dökülen bütün akarsular üzerine, Zeytinli Çayı’ndan Mıhlı Çayı’na kadar barajlar planlanmaktadır. Daha önce enerji ihtiyacı bahane edilen ve HES olarak projelendirilen barajlar, şimdi Bölgedeki halkın ilerideki su ihtiyacı gerekçelendirilerek içme suyu barajlarına dönüştürülmüş durumdadır. Barajların yapılması durumunda, bölgenin iklimi değişecek, daha nemli hale gelecek, yer altı su kaynakları etkilenecek, akarsular hapsedilecek, ticarileşecek, tarım ve ormancılık olumsuz etkilenecek ve ekosistem bozulacaktır. Mehmetalan Köylüleri Zeytinli Barajı Projesine karşı direnişlerini sürdürmektedir.

RES’LER, JES’LER

Özellikle Ayvacık, Ezine İlçeleri sınırları içerisinde ciddi sayıda Rüzgar Enerji Santrali ve  Jeotermal Enerji Santrali Projeleri için oldukça fazla sayıda lisans verilmekte ve bu projeler için  Çanakkale Valiliği’nda “ÇED Gerekli Değildir” kararları verilerek çevreye vereceği zararlar incelenmemektedir. Lisansların belli bir yöre için yoğunluğu ve yer seçimlerindeki yanlışlıklar da bölgenin ekosistemini tehdit etmektedir.  Zeytinlikler içinde verilen ruhsatlar ve izinler, meralar ve tarım alanları içinde verilen ruhsatlar haklı olarak bölge halkının tepkisini çekmekte ve direnişlere neden olmaktadır. Ayvacık Kıran Köyleri RES’lere direnmiş ve bazı projelerin geri çekilmesi sağlanmıştır. Ayvacık-Gülpınar köylüsü kadınların JES’e karşı günlerce süren nöbeti 2017’nin unutulmaz mücadelelerindendir.

 

ZEYTİNLİKLER BİR KEZ DAHA KURTARILDI

Bölge’nin en önemli gelir kaynaklarından biri olan zeytincilik tarımı, 2017’de bir kez daha ciddi bir tehdit yaşamış, Zeytincilik Yasası’nda yapılmak istenen değişiklikle madencilik ve enerji yatırımlarına açılmak istenmiş ancak hem zeytin üreticilerinin ve sektör temsilcilerinin hem de yaşam savunucularının mücadeleleriyle geri çekilmek zorunda kalınmıştır. Ancak tehlike geçmemiştir.

BÖLGEDE KÜLTÜREL YOZLAŞMA ARTIYOR

Bütün bu projeler gerçekleştiğinde salt ormanlarda, meralarda, zeytinlik alanlarda ve bir bütün olarak Kazdağı ekosisteminde değil yörenin sosyal hayatında da büyük tahribatlar meydana geliyor. Sonuçları şimdiden görmeye başlandı bile. Bölgede köylüler tarımı bıraktı, köylerden yoğun göç yaşandı. Halkın büyük bölümü üretici değil, tüketici hale geldi. Yörede, son bir yıl içinde üç kadın eşleri tarafından öldürüldü. Uyuşturucu kullanımı ortaokul seviyelerine indi. Yoksulluk alıp başını gitti. Köylerin bir gecede mahalle, köylülerin şehirli yapıldığı yörede bankalara borcu olmayan çiftçi hemen hemen yok gibi.

2018’DEN NE İSTİYORUZ?

  • Vahşi altın, gümüş, kurşun madenciliği projeleri iptal edilsin,
  • Termik Santral Projeleri iptal edilsin, mevcut santraller kapatılsın,
  • Büyük baraj projelerinden vazgeçilsin, gerekmesi halinde küçük göletler yapılsın,
  • Zararlı tarım ilaçları ve kimyasal gübre kullanılan endüstriyel tarım yerine doğal tarım yöntemlerinin kullanıldığı küçük çiftçi tarımı desteklensin,
  • Gıda adaleti ve gıda güvenliği sağlansın, gıda toplulukları ve aracısız doğal ürün ağları desteklensin,
  • RES ve JES projelerinde yer seçimine ve proje sayılarına özen gösterilsin,
  • Yeşil enerji yatırımları desteklensin,
  • Arıtma tesisleri tamamlansın, çöplerin azaltılması, yeniden kullanımı ve dönüştürülmesi için gerekli proje ve yatırımlar gerçekleştirilsin.
  • İmar değişikliklerine ve yoğun yapılaşmaya son verilsin, zeytinlikler imara ve sanayi yatırımlarına açılmasın.

Ülke kaynaklarının halkın sağlığına eğitimine, güneş ve rüzgar gibi yeşil eneji projelerine, tarımsal teşviklere ve istihdam yaratacak kırsal kalkınma ve turizm projelerine ayrılsın.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği olarak bütün bu projelere karşı geçmiş yıllarda olduğu gibi 2017’de de paneller, çalıştaylar, konserler, festivaller, basın açıklamaları ve yasal protesto eylemleri düzenleyerek mücadele ettik. 2018’in de geçmiş yıllardan bir farkı olmayacaktır. Dernek olarak 2018’de de yerel halk ve diğer yaşam savunucuları ile birlikte mücadelemizi yoğun bir şekilde sürdüreceğiz. Doğa ile uyum ve barış içinde sağlıklı, huzurlu ve mutlu nice yıllar diliyoruz.

Süheyla Doğan Ünal

KAZDAĞI DOĞAL VE KÜLTÜREL VARLIKLARI KORUMA DERNEĞİ

kazdagikoruma@gmail.com, suheyladogan@gmail.com, Tel: 0532 1597317, 0533 4552102