POLİTİKA

AH BİZ BALIKESİRLİLER

AH BİZ BALIKESİRLİLER
AHMET SERT
AHMET SERT( ahmetsert@gmail.com )
237 defa
24 Ağustos 2019 - 12:18

BAŞKA yazılarda da değindiğim şehir kimliğinin bir kısmını haliyle biz oluşturuyoruz, yani şehir sakinleri olan biz, Balıkesirliler…

İyi olduğu kadar, kötü ve eksik taraflarımız da var doğal olarak.

Örnek mi; dış dünyaya kapalılık, sürdürülebilirlik sorunu, küçük düşünmek, maymun iştahlılık, çabuk sıkılmak, kolay beğenmemek vb.

“Bu kadar da yüklenme, şehrimizi batırma iyice” dediğinizi duyar gibiyim; biliyorsunuz, insan sevdiğini eleştirir.

Şehir ve içinde yaşayan sakinler olarak iyi taraflarımız nedir diye düşündüğümde; benim ilk aklıma gelen sakin, rahat, huzurlu bir şehir algısı…

Rahat bir şehrimiz var; çok büyük değil, yaşaması kolay, huzurlu… O yüzden memuriyetinin bir kısmını özellikle de son dönemini şehrimizde geçirenler; çalışırken sıkıcılığından, kötülünden dem vursalar da, bir türlü kopamayıp, büyük çoğunlukla da sahil beldelerimiz olmak üzere yerleşiyorlar ya. Herkese göre değişebilir şüphesiz, bendeki algı bu.

Hafiften giriş yapalım şimdi meselemize…

Dünya değişiyor, Türkiye de öyle. Dolayısıyla Balıkesir de bundan iyi kötü nasibini alacak, alıyor…

Bu süreci nasıl ve ne şekilde yönetmek gerekiyor; nasıl ve ne şekilde yapalım ki bu değişim rüzgârından iyi sonuçlar çıkaralım.

Konu, tek bir yazıya sığacak kadar kolay ve küçük değil. O yüzden birkaç örnekle başlangıç yaparak ilerde devamını getirmeye niyetlenerek, örneklere başlayalım.

Artık; şehir sakinlerini klasik belediyecilik hizmetleriyle, yol-su, kanalizasyon, kaldırımla oyalama, kandırma devri bitti.

Modern şehir insanı; tiyatro izlemek, sinemada çoluk çocuk güzel bir film seyretmek, sıkıntılarını bir an da olsa unutup bir AVM’de alışveriş yapıp, bir şeyler yemek-içmek istiyor.

Parklarda çocuğuyla çimlerde koşup yuvarlanmak, bazen de güzel, rekabetçi bir spor müsabakası izlemek iyi geliyor.

Ya yoksa…

“Yap başkan, işin ne”…

Eskidendi o; “şu kadar metrekare parke taşı döşedik, kaldırım onardık.”  (Gerçi bizim şehirde, bir türlü eskimeyen işlerden bunlar ya.)

Gelelim şimdi esas meseleye.

Spordan birkaç örnek vererek;  şehir kimliğinin bir parçası olan, şehir sakinlerinin “kötü yönlerinin” başımıza açtığı işlere bir bakalım. Şehrimiz;  sporda potansiyelli maşallah. Futbol takımı; taraftarının takımı biraz itip, havayı yakalamasıyla süper lige çıktı. Ama kalıcı olamadı.

İşte; o “küçük şehirli davranış kalıbı” bizi etkisine alıverince sorunlar başladı. Siyaset devreye girdi; sen yöneteceksin, ben kontrol edeceğim kavgaları başladı. İş bilmez yöneticilerin yaptığı amatörce transferler, kötü yönetim,  bizi çıktığımız noktaya çok çabuk geri getirdi.

Aynısı; Best Basketbolda da oldu. Senaryo Futboldakine benzer biçimde, ama değişik figürlerle aynı şekilde tezahür etti. Balıkesir Bşb. Voleybol, Karesi Basketbol ve Dsi Voleybol kulüpleri de aynı beceriksizliklere, aynı yönetimsel sorunlara kurban gitti.

Yazımın başında değindiğim, “o kötü taraflarımız” ortaya çıkmaya başladıkça, kaçınılmaz son tüm acıtıcılığı ve gerçekliğiyle karşımıza çıkıverdi.

Şehrin potansiyeli; her konuda belli bir seviyeye gelmemize izin verse de, bu seviyede kalmakta sorun yaşıyoruz. Bazıları, bu potansiyelin farkında değil, bazıları, potansiyeli dilendirmekten öteye gidemiyor. Bazıları da bu potansiyeli nasıl değerlendireceğimizi bilmiyor. Örnekleri spordan seçtim ama her alanda, bu sorunun yansımalarına şahit oluyoruz.

Yani; dış dünyaya kapalıyız; kapalı bir şehir yapımız var. Türkiye şehrimizden ibaret sanıyoruz. Şehrimizde ne yapılsa; yapılan o işin en son sırada yapılacak bir iş olduğunu, ondan önce yapılması gereken işler olduğunun savunmasını yaparken buluyoruz kendimizi. Şehrimizde yaşayan bir yabancı şehrimizi eleştirse hemen savunmaya geçiyoruz. Favori savunma cümlemiz de şu:” Beğenmiyorsan git, yaşama kardeşim. ” Olaylara geniş açıdan, bütüncül, nitelikli bir bakışla bakamıyoruz.

ALGI VE OLGU birbiriyle çoğunlukla örtüşmez. Bunun en bariz örneklerini şehrimizde görüyoruz. Şehri yönetenler ve de yaşayanlar olarak; biz, yani Balıkesirliler bunu anlayamadığımız sürece, bu tür sorunlar yaşamamız kaçınılmaz olacak. Hala Balıkesir’i; 6 numaralı otobüse binerek evine gittiği, Çamlık Tepesinde piknik yaptığı günlerin romantikliğiyle özdeşleştiren, ama günümüzü tam anlamıyla anlayamayan bir kesim var. Siyasetçilerden bir kısmı da ne yazık ki bu gruba dahil. Onlar da klasik siyaset taktikleriyle ve belediyecilik anlayışıyla; biraz makyaj ve rötuşla dönemini bitirip, bir dahaki seçimlerde bu davranış kalıbının getirisi sayesinde, yeniden seçileceklerini düşünmekteler.

İyi taraflarımıza biraz daha odaklanırsak ve “kötü yönlerimizi” iyiye çevirmeye gayret göstererek, “büyük”  düşünürsek, çok kısa sürede, güzel şehrimizi çok daha yaşanılabilir, çok daha rahat ve daha az şikâyet edilen bir şehir haline getirmemiz mümkün.

İşin iyi tarafı şu;

Eğer; şehri yönetenler ve şehir sakinleri olarak ortaya değişim yönünde irade koyabilirsek; değişen dünya ve ülke gündemine ayak uydurabilirsek;  en önemlisi artık ”küçük düşünmeyi bırakıp, BÜYÜK DÜŞÜNÜRSEK” sorunun çaresi kolay.

ŞEHİR OLARAK KALIPLARIMIZI KIRABİLİRSEK, ZİHNİYETİMİZİ BİRAZ OLSUN DEĞİŞTİREBİLİRSEK…

Becerebilirsek ne ala…

Sorun bizde, ama çaresi de bizde…

Yoksa çenemizi yormaktan, kendimizi üzmekten, şikâyetten başka ne kalır elimizde…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Tüm hakları saklıdır. Haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları politikam.com’a aittir. politikam.com İHA / İHLAS HABER AJANSI üyesidir.